ALİ ŞERİATİ

Ali Şeriati Hüseyniye-i İrşad

Kull. Adı    

:

Şifre 

:  
     

Yeni Üye - Şifremi Unuttum

Modernizm’le Hesaplaşma Çabasında Bir Aydın: Ali Şeriati Portresi / Aydın HIZ
Kendisi Olmayan İnsan
Dünya Görüşü ve İdeoloji
Şia
İran ve İslam
Tüm medyalar için tıklayınız...
Tefsir Dersi

Sesli ve Görüntülü Medya

Ali Şeriati Belgeseli
Belgesel

Tüm Arşivler İçin Tıklayınız...

Hangi Kur’an / Ali ŞERİATİ
Aşk ve Sevgi... / Dr. Ali ŞERİATİ
HACC
DUA / II
Kendisi Olmayan İnsan

İSLAM BİLİM DERSLERİ BAŞLIYOR

TARİH :19-03-2009

23.03.2009 tarihinden itibaren İslam Bilim dersleri başlıyor

Dr. Ali Şeriati'nin İslam-Bilim adlı konferanslarından oluşan eserini dersler halinde yayına hazırladık. Site üyelerimiz ve ziyaretçiler burada yayınlanacak dersleri takip edebileceklerdir. Pazartesi ve Perşembe günleri yayınlanacak olan dersleri muntazam takip edip tartışan takipçiler muayyen bir vaktin sonunda bu önemli dersleri bitirmiş olacaklardır.

Derslerin bitiminde takipçiler tarih bilinci, tarih felsefesi, toplumsal tevhid ve toplumsal şirk, ideal insan, toplumbilim, tevhidi dünya görüşü, altyapı ve üstyapı, ideoloji olarak İslam, varoluşçuluk, materyalizm, alinasyon, Marksizm gibi birçok önemli konu hakkında önemli bilgiler edinmiş olacaklardır. Hem derslerin takibi hem de dersler üzerine yapılacak tartışmalarla Doktor'un öğrencileri olarak O'nun fikirlerini tanımış, tartışmış ve belki ümidimiz odur ki ilerilere taşımız olacağız
hgs bakiye yükleme
trafik cezas? ödeme
kredi kart? borç sorgulama
kredi kart? borç sorgulama
yap?kredi kredi kart? borç sorgulama
tl yükleme
hgs yükleme


detay
Tüm haberler

.....................................................

ÜYE OLUN

TARİH :17-03-2006

Siteye üye olun yeniliklerden hemen haberiniz olsun.
hgs bakiye yükleme
trafik cezas? ödeme
kredi kart? borç sorgulama
kredi kart? borç sorgulama
yap?kredi kredi kart? borç sorgulama
tl yükleme


detay
Tüm haberler

.....................................................

TARİH : -- tarihinde tarafından gönderildi...
WEB :
Ülke :
Şehir :



.: Yazarlar :.
Kim Müslüman Aydın Değildir? / Abdulkerim SURUŞ

 

 

 

 

 

Dostlar, zülfü yârın düğümünü çözün

Bir nefes hoştur, şu kıssayı daha bir uzatın

Halvette olmak ünsiyettir, dostlarsa birarada

“İnne yekâdu”yu okuyun ve başınızı kaldırın

Rubâb ve çeng yüksek sesle söyler namelerini

Ki sırlar ehlinin mesajıyla kendinizden geçesiniz

Bu halkada olmayanlar aşkla diri

Yürüyün ölmeden, fetvamla namaz kılın

 

Müslüman aydın olmak, dindar aydınların tarikatıdır. Hem beşeri tecrübeden, hem de nebevi tecrübeden faydalanan bir düşünce okuludur. Bunların herhangi birini, diğeri için kurban etmez. Eski vahyin modern zamanlarda da aynı şekilde söyleyecek ve öğretecek çok şeyi olduğuna  ve ifade dağarcığının boş olmadığına inanır. Müslüman aydın olmayı, her ne kadar siyaset ve diyanet alanında büyük değişimler yaratma kabiliyetine sahipse de, dinî bir fırka veya siyasi bir parti seviyesine indirmek insafsızlık olur.

 

Dindar aydın; vahiyden bağımsız akla inanan, bundan beslenen ve elinde akıl lambasıyla hakikati bulmak ve karanlığı aydınlatmak için ilerleyen aydın gibidir. Ve dindardırlar; çünkü tahkikle edindikleri imanları, ne taklide ve taabbude, ne mirasa ve zorlamaya, ne heves ve âdete, ne korku ve tamaha dayanmaz. Aksine, akılcı bir ölçüp biçme ve ruhani bir tecrübeden çıkarılmıştır, kesintisiz biçimde ayıklanıp temizlenmekte ve geliştirilmektedir.

 

Dindar aydın, sel gibi akışkan bir kimliktir. Çünkü akıl yürütme, hakikati arama ve hurafe yıkma işi selden başkasıyla yoldaş değildir. Din adamı değildir. Çünkü herkes o okulda kendisinin din adamı olabilir. Dergahı olmayan şeyhlerin oturduğu şeyhsiz bir dergahtır orası.

 

İrtidad, bidat, kafir, mümin vs. gibi kategorilerin yolu oraya çıkmaz. Çünkü bu kategoriler, mevcut  siyasî ve dinî güce tabidirler. Maişetin derdindeki dindarların kollektif kimliğine ait dindarlık ise zorlama, nedensel, miras, maişetçi, kimlikçi, taabbudi ve taklittir. Her gün yüzlerce Nuh tufanı ve ruh tuğyanının baş gösterdiği ve haşin fikrî gezintilerin mesire yeri olan dindar aydın, harabeye dönmekten korkup da küfür ve bidat namına sellerin yoluna nasıl baraj kurabilir?

 

Ben virane olmuşum ne gam

Asıl virane olacak sultanın hazinesi

 

Fakat Müslüman aydının dinden bağımsız bir maneviyata inancı da yoktur. Dinî ibadetlere, daima koruyucu kabuk anlamı verir. Bu koruyucu ibadetleri işrak tecrübesinin öğretmenlerinden ve mukaddes gül bahçesinin kuşlarından, yani peygamberlerden almak en iyisidir. Çünkü onlar, süluk sahasının en tecrübeli şehsüvarları ve soyutlama ufkunun fatihleridirler. Müslüman aydınlar, dindardırlar, din yapıcı değil. Vahiy okulunda tecrübe aktarma ve bilgi öğretmeleri, maslahat gözeterek değil, sadakat ve hakikat nedeniyledir. Rasûl-i Ekrem’in azim ve aziz şahsiyeti, Allah Teala’nın Müslümanlara bahşettiği bir nimettir. Bu azim ve aziz şahsiyetin tecrübe ve taliminden, tamamen ve kemal manada yararlanmak gerekir.

 

Bütün iyiler yaratılışa yaraşır

Ki sahibimiz huzurunda el bağlasınlar

Kamer onun karşısında uluorta görünemez

Görünse de herkes onu ayıplar

 

Dindar aydın olmak, marifet ve tecrübeye dayalı düşünce olması hükmüne göre ideoloji değildir. Yani seçkincilik, hareket yanlılığı ve silahlı mücadele ideolojisi.

 

Varolan düşmana karşı hareket, ayaklanma ve yaka paça olmayı düşünen ideolojiler hakikate pek az şefkatlidir, savaş alanları çok dardır ve düşmanın yenilmesiyle kendileri de yenilir ve çökerler. Tasfiye ile ve seçkin sınıfın ortaya çıkarılmasıyla geçici olarak üretilen silahlar, uyum kaybına uğrar ve izi kalmamacasına silinir gider.

 

İmamet silsilesinde istisna oluşturan İmam Hüseyin (a) ve şehadeti, Şeriati’nin seçkinci öyküsünde kurala dönüşür ve İran kültürünün iftihar ettiği Ebu Ali Sina, Ebuzer’in ayakları altında aşağılanır. Böylece saltanatı ezmek ve devrimci İslam’ın seküler saltanata karşı zafer kazanması için gerekli ideolojik silah hazırlanmış olur. İyi niyetin, doğru olmayan tavırla yoldaşlığında en küçük eksiği, kalıcı olmamasıdır.

 

Müslüman aydın, geçici şer’i hilelerle fıkhı sözde yenileyen ahaliden de değildir. Günümüzde aydın ve yenilikçi lakabı alan bazı fakihler, mesela Kayıp İmam’ın gaybetine tevessül ederek veya İslam’ın zaafından kaçınarak recm cezası, göz çıkarma ve benzerlerini lağvedebiliyorlar. Fakihlerin saygınlığını koruyarak söylersek, bunlar her ne olurlarsa olsunlar ne aydındırlar, ne de yenilikçi. Çünkü usulde içtihadın çocukları değildirler. Dindar aydın, usulde içtihada inanır. Yani kelamda ve ahlakta içtihad ve nübüvvet, vahiy, mead, Allah vs.’nin yeniden anlaşılması.

 

Mürtedin ve bidatçinin hükmü ancak insan, bilgi, tarih ve topluma dair yeni bir kavrayışla gözden geçirilebilir. Aksi takdirde her şeyi eski usule göre halletmek ve kınayıcıların kınaması nedeniyle bu konudaki fıkhî hükmün süresini geçici olarak uzatmak ne bir çaba gerektirir, ne de içtihad. Bu, basit ve durumu idare eden maslahatçılıktan başka bir şey değildir.

 

Kelamcı Mutahhari, bir vakitler ‘son din’ meselesine eğilmişti. Modern dünya ile son din İslam arasındaki tek sorunun fıkhî ve hukukî gerilim olduğunu düşünüyordu. Bu nedenle de geri kalmanın sıkıntısını fıkhın desteğiyle söküp atmaya çalışıyordu. “Lâ harac (zorluk yoktur)” ve “lâ darar (zarar yoktur)” gibi kuralları hatırlatarak modern hayatın sorunlarını çözmede fıkhın gücünü göstermek istiyordu. Oysa fıkhın hiçbir zaman kendi ayakları üzerinde durmadığı ve duramayacağı, tek başına kendisini destekleme veya kendisini savunma gücü bulunmadığı, eğer kelam, ahlak vs. ilimlerinden yudumlamazsa susuzluk ateşini bastıramayacağı gibi apaçık bir nokta galiba Mutahhari’nin kuvvetli dikkatinden kaçmıştı. Eğer fıkıhta yenilik yapılacaksa fakihlerin Tanrı’sı, fakihlerin Peygamber’i vs. de yenilenmelidir. Bu, tam da dindar aydının istediği şeydir ve Mutahhari gibi Mutezili bir kelamcının zihni bile onu bulamayabilir.

 

Dinî geleneği yüceltse, onu bilmeyi aydın olmanın rüknü saysa ve seküler aydınların bilgisini ve pratiğini de bu nedenle eksiklik ve zayıflığa müptela görse de Müslüman aydının okulu, geleneksel ve gelenekçi de değildir.

 

Bununla birlikte ne geleneği diriltmeyi mümkün görür, ne de geleneği tekrar ihya etmeyi günümüzün sorunlarını çözecek formül sayar. Bugünün dünyası da dünün dünyası kadar gerçek ve en az onun kadar yaşanan bir hayat. Geleneğin moderniteye üstünlüğüne veya modernitenin geleneğe üstünlüğüne kail olacağımız daha temelsiz ve daha az ikna edici bir kanıt yok ortada. “Onlar bir ümmetti, geldi geçti. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız ise sizedir.” (Bakara 134)


Müslüman aydın, geçmiştekilerin dini anlayışının en az bugünkülerin dini kavrayışı kadar kendi zamanlarının etkisi altında olduğunu ve kendi çağlarının varsayımlarıyla paralel bulunduğunu vurgular. İnandıkları şey, “Onlar adamsa biz de adamız”dır.

 

Acaba geçmiştekileri sırf önce geldikleri için kutsallaştırmak, akılsızlığın ta kendisi ve düşünceyi donuklaştırmak değil midir?

 

Ne modernite cennetin eşiğidir, ne de gelenek avucunda cenneti tutuyor. Babamız Âdem’i cennetten çıkarın şeytan, bugün de onun torunlarını kandırmakla meşgul.

 

Dindar aydının nazarında dinin en önemli hizmeti ne siyasete, ne ticarete, ne de bilgiye değil ahlakadır. Dinden ahlak beklentisi içinde olunmalıdır ve onu ahlaki eleştiri yapmak gerekir. Fıkhı da ahlaki eleştiriden masun tutmamalıdır. Nitekim bugün en çok ihtiyaç duyulan da budur.

 

Böyle bir ahlaki eleştiri, fıkhı hem daha güçlü, hem de daha donanımlı kılacaktır. Böylece sorunların düğümünü Kayıp İmam çağına bağlanarak değil, hak ve adalet ilkesine sarılarak çözmek mümkün olacaktır.

 

Dindar aydın, aydın olması hasebiyle itiraz ve eleştiri öğelerini haizdir; hem dünyadaki siyasi sisteme, hem de İran’dakine. Özellikle de dinî temellere göre kurulmuş ve görünümü modern, özü ise şer’i ve geleneksel olan İran’ın bugünkü sistemine.

 

Görünümü de, özü de dindar aydınların beğenisini kazanamamış bir sistem! Bu bakımdan dindar aydınlar, bu sistemde ne takdir görürler, ne de gönüllerde yer bulurlar. Ne siyasi eleştirmenlerin mesut ikbaline sahiptirler, ne de geleneksel müminlerin nazar boncuğudurlar. Varlıkları nasıl günahsa, sözleri de öyle. Fakat egemenlere söylemek gerekir ki, eğer bir zamanlar Müslüman arifler, irfanın güler yüzüyle fıkhın asık yüzünü İslam kültürünün çehresinden giderebildiler, ona şık ve ölümsüz bir cazibe kazandırabildiler ve onu Yahudileşme afetinden kurtarabildilerse bugün de sadece dindar aydınlar dini yeni bir okumayla iman için yeni bir saray ve atmosfer inşa edebilirler. Sebepleri bilmenin hayreti öldürdüğü böyle bir zamanda, sebepleri bilen ve hayrete âşina akılcılığı kurabilirler.

 

Bu kavmin niyeti hataysa, aman dikkat onu yapmayasın

 

Görüldüğü gibi, dindar aydın uzun bir geçmişe ve yüksek ikbale sahiptir. Vahiyden bağımsız aklı onurlu kimlikleri yapan Mutezililerden tutun, irfani tecrübe, burhani tefekkür ve vahiy öğretilerini yan yana getirip din ve tefekkürün uyuşmazlığı bâtıl fikrini rüsvay eden Sadruddin Şirazi’ye kadar. Onlar, kendi zamanlarının çocuklarıydılar. Bunlar da kendi tuzaklarının esiri.

 

Dindar aydınlar, kendilerini ve kendi tarikatlarını iyi tanımalı, hürmet göstermeli, kınayanların kınamasından ve lanet edenlerin lanetinden çekinmemelidirler. Peygamberlere gönül vermenin, hakimleri izlemenin, ariflerle oturup kalkmanın ve mücahitlerle ortak ses vermenin utanılacak nesi var?

 

Dindar aydını tehdit eden felaket ve afetlerden biri kendini ciddiye almamaksa, diğeri de endama uygun olmayan kıyafet giymektir. Bu tarikat ne ideoloji, ne fıkıh, ne gelenek, ne mezhep, ne de siyasi partiye yaslanır. Aksine, Mutezili kötülüklerle birlikte Mustafa kandilidir!

 

Aşk noktası gösterdim sana, sakın gaflete düşme

Yoksa hariçten bakanlar gibi olursun

6 Eylül 2007, Leiden

 

“Hum ricâl nahnu ricâl”. Ebu Hanife’nin (699-767), bir konuda görüşünü açıkladığında bu görüşün tabiinden rivayet edilen görüşe aykırı olduğu söylendiğinde sarfettiği ünlü sözü.

 

 

 

Kaynak: http://www.fikritakip.com


         -        

 


Bu Yazı 11317 defa okunmuştur
 

 Bu haber için toplam 51 yorum yapılmıştır...

şeriati nurettin meriç 08-01-2008, 17:51:47
harika bir yazı.müslüman aydının bağımsız bağlantısızlığını ve azizliğini fevkalade ifade etmiş.ellerine sağlık olsun yaşayan aydınımızın.slm dua
 
veysel menekşe 15-11-2009, 13:16:59
Süruş'un bu derdnamesini okumamıştım.
Okudum derdlerim debreşti.
Bre Süruş.
Bre der-huş.
Ne diyeyim sana şimdi?.
Hakkını helal et be kardaş.
Wesselam!..
 
 

BU KATEGORİDEKİ DİĞER ESERLER

Mehmet Akif ve Düşündürdükleri / Şuayip MEKEÇ
Sol ve Liberal Muhayyile / Ali BULAÇ
Cüzzamlıyı İyileştirdiyse Zalimliğine Anlayış mı Göstermeliyiz? / Fikritakip
“Öncü Şahsiyetler: Seyyid Kutub ve Ali Şeriati” / [Seminer]
Kendi Semasında Tek Yıldız: Nurettin Topçu Ve Müslüman Anadolu Sosyalizmi / Ümit AKTAŞ
Bilgiden Neo-Nihilizme..: Müslüman Nihilistler / Turan KIŞLAKÇI
Gazali, İbn-i Rüşd’ü Döver mi? / T.Suat DEMRE
Dikkat! Kitap! / Heinrich BÖLL
Suruş ve Sarsılan Kalplerin Tanrısı…/ Meliha ÇELİK
Şeriati Suriye'yi Nasıl Okurdu?/ Cihan AKTAŞ
‘Ehl-i kitâp’ kimdir? / R. İhsan ELİAÇIK
Cahili Tüketim Kültürünü Aşmak Mümkün mü? – 1 / Hamza TÜRKMEN
AK PARTİ Eleştirisi / Ali BULAÇ
Din Modern Zamanlarda Nereye Gidiyor? / Dr.Abdülkerim SURUŞ
Sol İslam, İslam`ın Solu, İslam Düşüncesinde Sol / Kenan ÇAMURCU
Entelektüel, Aydın ve Din / Dr.Aliye ÇINAR
İnsanlık Suçu: Biz Filistinliler, Hakkımızı Helal Etmeyeceğiz / Hayrettin KARAMAN
Bir Seçim Yapın Arkadaşlar/ Ali SALDIRAN
Bayan Humeyni ile Bayan Şeriati... / Sibel ERASLAN
Profesör olmak; Ebu-Zer'in Kişiliğini Manupüle Etme Hakkını Verir Mi? / Muhammed CAN
Surûş, Şimdi de Şeriatî İçin İlginç Şeyler Söylüyor! / Selahaddin Eş ÇAKIRGİL
MUSEVİ NE DİYOR?/ Mir Huseyn MUSEVİ
Özgürlük şairi İkbal, İstanbul'da anılıyor
Evrim Kuramı ne anlatıyor? -2- / Bülent Şahin ERDEĞER
"İslâm Sosyalizmi"nin Serâncâmı/ Bülent Şahin ERDEĞER
Efgani ve Abduh Vehhabi Miydi? / Mehmed Akif ERSOY
“Evrim Kuramı”na Gerçekçi bir Bakış-1/ Bülent Şahin ERDEĞER
Cihan Aktaş Yakın Yabancı İran'ı anlattı/ Asım ÖZ
"İslam ve Sınıfsal Yapı" Türkçe'ye kazandırıldı
Güneye Göç Mevsimi / Stefan WEIDNER Sudanlı Kült Yazar Tayyip Salih'in Ardından…
İslam Dünyasına Evrensel Reçete: Musa Carullah / Yusuf TOSUN
Beykoz’da “Ali Şeriati” Konuşuldu
İnsanlığın Kısa Tarihi: BÜYÜK RESİM
Zehra Hanım'ın Işığını Kapatan Jip / Yıldız RAMAZANOĞLU
Mülkiyet ve İktisadi Kullanımı Üzerine/ Murat AYDOĞDU
Kapitalizmin Efendilerine Karşı Anti-Kapitalist İman! / Bülent Şahin ERDEĞER
Küresel Kibir Çetesi ve Ahlak Devrimi / Bülent Şahin ERDEĞER
İran'ın Yeşil Rasyonalizmi/ Ali BULAÇ
İranlı Göstericiler COŞKULU VE TEMKİNLİ/ Cihan AKTAŞ
İran'da Kim Ne İstiyor? / Bülent Şahin ERDEĞER
İbrahim Yürüyüşü / Ebuzer SAİD
Sanayi Toplumu ve Geleceği- Unabomber'ın Manifestosu/ Teodor KACZINSKY
“Zere, Zora ve Tezvire” (Altına, Güce ve Hileye) Karşı... / Mîr Huseyn MÛSEVÎ
Hamaney Şeriati’yi Savundu / Bülent Şahin ERDEĞER
İmam Öldü; Yaşasın Konformizm! / Mansur YILMAZ
Sağcılık, Solculuk… / M. Kürşad ATALAR
"İslami Mücadelede Öncü Şahsiyetler"
Muhammed Mustafa ve Kur’an Yerine Mevlânâ Ve Mesnevî - Egemenlerin “Problemsiz (Light) İslâm” Projesi- / İlhami GÜLER
Çölde Bir Yalnız Âdem / Rasim ÖZDENÖREN
Bilge Adam Dergisi ve İslam Bilim Hediyesi
Yeni sınıfın ideolojisi: Kariyerizm ve Konformizm / R. İhsan ELİAÇIK
Bizden Korkanlar Sizi Seviyor / İsmet ÖZEL
Dua / Dr.Mustafa ÇAMRAN
Evrensel Bir Müslüman: Cemaleddin AFGANİ [KRONOLOJİK HAYAT HİKAYESİ]
Yeni Bir Zamanı Başlatmak / Atasoy MÜFTÜOĞLU
Cemaleddin Efgani / Mehmed Akif ERSOY
Anlaşılmamış Devrim / Charlotte WIEDEMANN
Ebû-Zerr el-Ğıfârî [v. 32/652] / Prof.Dr.Hayrettin KARAMAN
Sürekli Devrim: "Direniş Teolojisi"/ Prof.Dr. İlhami GÜLER
"Din Mafyası" Şeriati'ye Saldırmaya Devam Ediyor/ Bülent Şahin ERDEĞER
İnsan Üzerine / Ali K.
ANTİEMPERYALİST BAŞBAKAN: MUSADDIK/ Altan ALGAN
Cahili Tüketim Kültürünü Aşmak Mümkün mü? – 2 / Hamza TÜRKMEN
Kur'an'ı Nasıl Okumalıyız? / Aliya İZZETBEGOVİÇ
İbn-i Rüşt'ün İzinde / Loay MUDHOON ‘Reformcu İslam Düşünürü Muhammed ŞAHRUR'
İslâmî Cemaatin Kurucu Öğesi Olarak İslami Şahsiyet / Rıdvan KAYA
Röportaj: R. İhsan ELİAÇIK :İslam'ın Politik Duruşu Sol / Müjgan HALİS
Ne Okumalı? -Dört Aşamalı Alternatif Bir Okuma Programı- / Ali BULAÇ
Musa Carullah Bigiyef’in Sünnet Konusundaki Görüşleri / Mustafa AKMAN
Gençlere Tavsiyeler / Ercüment ÖZKAN
Afganistanlısı Antipatik de Bizim "Cübbeli" Taliban Neden Sevimli? / Serdar ÖZMEN
Kendi İçimizdeki 'İkna Odaları' / İdris ÖZYOL
Fatıma, Fatıma‘dır / Emine K. ARSLANER
"Ali Şiası Safevi Şiası" Kitabının Yeni Baskısı Yapıldı
Kim Müslüman Aydın Değildir? / Abdulkerim SURUŞ
Yeşil Rasyonalizm, Sol İslam, Adalet Devleti: Zihnimiz Yeni Siyasi Kavramlara Hazır mı? / Kenan ÇAMURCU
Bir Mücahidin Kaleminden Fikir-Put Savaşı / M. Numan AŞKAROĞLU
Toparlanın, Gidiyoruz! / İsmet ÖZEL
Ebuzer: Issız Çölde Yalnız Mezar / İhsan ELİAÇIK
Sağcı Bir Şiire Doğru [mu?] / Enes MALİKOĞLU
El-Ğarra Hutbesi / İmam ALİ
Ebu'l Ala Mevdudi Türkiye'de Anılıyor / Sempozyum
GAZZE RİSALESİ / Cahit KOYTAK
Yoksulluğu Görme(me)k ve Bir İntiharın Düşündürdükleri / Serdar Bülent YILMAZ
 
 
 
 

 

nike huarache Scarpe Abbigliamento Asics nike blazer michael kors Adidas Scarpe Ray ban nike flyknit longchamp scarpe converse nike free air jordan scarpe da calcio nike cortez Cinture air max new balance Scarpe nike roshe louis vuitton Ray ban adidas oakley converse Scarpe Adidas scarpe Nike Adidas superstar air max
new balance nike air max adidas nike roshe michael kors air max nike free nike blazer new balance oakley converse Scarpe Adidas nike huarache Scarpe Ray ban scarpe converse Adidas Scarpe Abbigliamento Asics Scarpe air jordan scarpe da calcio nike free nike cortez nike flyknit

www.aliseriati.com         www.aliseriati.net        www.aliseriati.org

NETWOR YAZILIM