ALİ ŞERİATİ

Ali Şeriati Hüseyniye-i İrşad

Kull. Adı    

:

Şifre 

:  
     

Yeni Üye - Şifremi Unuttum

Modernizm’le Hesaplaşma Çabasında Bir Aydın: Ali Şeriati Portresi / Aydın HIZ
Kendisi Olmayan İnsan
Dünya Görüşü ve İdeoloji
Şia
İran ve İslam
Tüm medyalar için tıklayınız...
Tefsir Dersi

Sesli ve Görüntülü Medya

Ali Şeriati Belgeseli
Belgesel

Tüm Arşivler İçin Tıklayınız...

Hangi Kur’an / Ali ŞERİATİ
Aşk ve Sevgi... / Dr. Ali ŞERİATİ
HACC
DUA / II
Ne Okumalı? -Dört Aşamalı Alternatif Bir Okuma Programı- / Ali BULAÇ

İSLAM BİLİM DERSLERİ BAŞLIYOR

TARİH :19-03-2009

23.03.2009 tarihinden itibaren İslam Bilim dersleri başlıyor

Dr. Ali Şeriati'nin İslam-Bilim adlı konferanslarından oluşan eserini dersler halinde yayına hazırladık. Site üyelerimiz ve ziyaretçiler burada yayınlanacak dersleri takip edebileceklerdir. Pazartesi ve Perşembe günleri yayınlanacak olan dersleri muntazam takip edip tartışan takipçiler muayyen bir vaktin sonunda bu önemli dersleri bitirmiş olacaklardır.

Derslerin bitiminde takipçiler tarih bilinci, tarih felsefesi, toplumsal tevhid ve toplumsal şirk, ideal insan, toplumbilim, tevhidi dünya görüşü, altyapı ve üstyapı, ideoloji olarak İslam, varoluşçuluk, materyalizm, alinasyon, Marksizm gibi birçok önemli konu hakkında önemli bilgiler edinmiş olacaklardır. Hem derslerin takibi hem de dersler üzerine yapılacak tartışmalarla Doktor'un öğrencileri olarak O'nun fikirlerini tanımış, tartışmış ve belki ümidimiz odur ki ilerilere taşımız olacağız
hgs bakiye yükleme
trafik cezas? ödeme
kredi kart? borç sorgulama
kredi kart? borç sorgulama
yap?kredi kredi kart? borç sorgulama
tl yükleme
hgs yükleme


detay
Tüm haberler

.....................................................

ÜYE OLUN

TARİH :17-03-2006

Siteye üye olun yeniliklerden hemen haberiniz olsun.
hgs bakiye yükleme
trafik cezas? ödeme
kredi kart? borç sorgulama
kredi kart? borç sorgulama
yap?kredi kredi kart? borç sorgulama
tl yükleme


detay
Tüm haberler

.....................................................

TARİH : -- tarihinde tarafından gönderildi...
WEB :
Ülke :
Şehir :



.: Yazarlar :.
Cemaleddin Afgani ve Ali Şeriati / Sever IŞIK

I.


Cemaleddin Afgani ve Ali Şeriati takriben yüzyıl arayla ümmetin makus talihini değiştirmek için İkbal beklemeden mücadele ettikten sonra doğdukları topraklardan uzakta, Afgani göz altında, Şeriati gözden ırakta, arkalarında yüzyıllarca yankılanacak bir “çığlık” bırakarak izzet ile dar-ı dünyadan dar-ı bekaya hicret ettiler, maaştan meada göçtüler, “hüseyni bir iş” yaparak gittiler.


Ama hala yüksek sesle konuşmaya devam ediyorlar…


19 yy. İslam dünyasının batı ile karşılaştığı ve bir kriz dönemidir. Krizin sebebi salt bir entelektüel meydan okuma değildi. Bu karşılaşmayı, ki İslam dünyası itibariyle batı ile üçüncü karşılaşma, asıl “yakıcı ve yıkıcı” kılan onun askeri, siyasi ve iktisadi boyutu idi; Bilim silahlara eşlik ederken silahlar bilime yol gösteriyordu. Kolonyalizm sonucu İslam dünyasının direnç noktaları ve kaleleri olan memalik-i İslam tek tek düşmüş, sömürgeleştirilmişti; geri kalan birkaç sultan/lık ise siyaset/denge ile saltanatlarını yaşatmanın peşinde idi.


Ümmetin uleması ise yıllardır içinde bulunduğu zihinsel donukluk ile değişimin “ne”liğini, aciliyetini ve yakıcılığını kavrayacak bir zihinsel olgunlara sahip değildi veya iktidarın peşinden gitmek kolay geliyordu.


Ortada çıplak durak bir durum söz konusu idi; İslam dünyası üzerinde tasallutu kuran bir sömürü ve tabiî ki bunun sonucu olan bir tahkir düzeni…İşte böyle bir tarihsellik içinde ortaya çıktı Afgani…Önce uyarmaya ve sömürgecilere karşı direnmeye çağırdı, hem sultanları hem Müslümanları ve de tüm doğuluları..


O, ümmeti ama özellikle “sultanları ve ulemay”ı su alan “Nuh’un gemisi”ni yeniden inşa etmeye çağırıyordu. Değişmek/ıslahat ve direnmek/devrim gerekiyordu. Aksi halde ölüm kaçınılmazdı. Afgani’nin yaptığı kıyameti haber veren “sur”u üflemekti..


Evet, Afgani bir ıslahatçı idi, çünkü; o toplum içinden çekilmiş vahyi yeniden hayata dahil/nazil olmasını istiyordu. Kur’an’ın raflardan indirilmesi ve açılması gerekiyordu. Kur’an günümüz için ne söylüyor, güncelimizde vahyin anlamı nedir? Ve peygamber bugün konuşmalı ve Kur’an’ı tefsir etmeli idi. Din bugün yeniden hayatı inşa etmeli ve yol göstermelidir. İçtihat ve tefekkür kalesi tahkim edilmeli eski parlak günlerine dönmelidir.


İslamiyet bütün modern gelişmelere açıktır. Bizzat terakkiyi emreder. Mani-i terakki değildir ve dini akideler “taklit” yerine sağlam akli deliller üzerine kurulmalıdır. İlahi mesajı örten hurafeler ortadan kaldırılmalı, “gerçek İslam” ile yüz yüze gelinmelidir. Mesajın özü; “makasıd-ı şeria” yakalanmalı ve “asrın idrakine sunulmalı”dır. Ümmet uyanmalı, silkinmeli, savaşmalıdır, kadercilik kader değildir. İnsanın kaderi elindedir. O değişimi irade etikçe kader tecelli edecektir. Tembelliğin yıkımın vebalini Allah’a yüklenmemelidir.


Afgani inkılapçıdır da. Çünkü o sadece konuşmakla ve vaaz etmekle netice alamayacağını düşünmektedir. Sömürgeciler zor/la/da olsa kovulmalıdır. O sultanların kapısını derdine derman kılmak için çalar. Bir saraydan diğerine sultanlara yaklaşır, danışır , danışmanlık yapar, ama, dalkavukluk yapmayı reddeder. Bir diyardan başka bir diyara sürülür. Pes etmez. Kendisi ile iş tutacak bir sultan aramaktan vazgeçmez


O acil bir devrimcidir, sorunu kısa yoldan siyaset ile çözmeyi düşünmektedir. Üstadın, Talebesi Abduh gibi beklemeye tahammülü ve takati yoktur. Hemen bir devrim toplumu baştan başlayarak dönüştürmek istemektedir. Ama eğitim ve sabır ile değil, siyasetle.. çünkü mesele siyasidir siyasi yola çözülmelidir..


Yazmayı değil, konuşmayı seven Üstada hakim olan eğilim pratiği/hareketi/devrimi iken talebesi Abduh’ta eğitim/ıslah/düşüncedir. Cemaleddin Afgani'nin yatışmayan yapısı ile Abduh’un siyaseten uzaklaşarak önceliği eğitim yolu sosyal dönüşümüne vermesi ve sükuneti seven yapısı onların yolunu ayırmıştır…


Şeriati ise, Afgani’yi ve Abduh’u kendi nefsinde cem etmişti; Abduh’un eğitimciliğini, Cemal’in devrimciliğini ve heyecanını..


II.

Şeriati’ye göre, Afgani ve Abduh İslam toplumunun yeni “düşünsel özgürlük” önderleri olup, aynı zamanda tüm dünyadaki kültürel sömürü karşıtı hareketlerin yaratıcısı ve başlatıcısıdırlar. Afgani ve Abduh’un yaptığı iş “vurgun yemiş İslam toplumuna ruh vermek” olmuştur.


Şeriati’ye göre Afgani’nin yöntemsel hata yapmıştır. Afgani halkı uyandırmak gerektiğini söylemiş, fakat, pratikte halk düşüncede kalmış ve sultanlara yaslanmıştır. Abduh ise ulemaya yaslandığından, neticede halkın durumunda değişim olmadığı gibi aydınlar arasında nispi bir başarı sağlandı. Çünkü, Afgani’nin ve Abduh’un yaslandıkları sultan ve ulema nihayetinde egemen sınıfın mensupları olarak onlar nihayetinde devrimci/değişimci değil, statükocu ve muhafazakardırlar. Onlar düşünce olarak ileri, devrimci ve hoşnutsuz olsalar da pratikte muhafazakar ve maslahatçıdırlar.


Sonuçta ne sultanlar/mele Afgani ile ne de ruhaniler/rahip Abduh ile hareket etmişlerdir.
Oysa yapılması gereken peygamberin yaptığı gibi “nas”a dayanmaktır. Sahip”lerden değil, sahipsizlerden başlamak gerekirdi. Şeriatiye göre, bir savaşa başlamak için özelikle genç nesle ve aydınlara umut bağlanmalıdır, çünkü, bunlar bir iman ve inanç kazanıp ortak bir hedefe yönelirlerse mucize gerçekleşir


III.

Şeriati’nin projesi/hedefi “Öze dönüş”tür; İmanın itikadın yenilenmesi, geçmişe kaçmadan geçmişin tanınması, sömürgecilerin tanınması kovulması... İnsan önce kendi “benliğini” sonra yaşadığı toplumu ve toprakları özgür kılmalıdır. Onun içinde zindanlarını aşmalı ve “dine karşı din”i tanımalı ve ne yapılması gerektiğine karar vermelidir. Varoluş, tarih, adalet, özgürlük temelleri üzerinden evrensel bir bakış açısı ile önce kendimize sonra çevremize bakmamamız gerekir.


Şeriati, bir ıslahatçı olarak dinin toplumsal hayata bir “ruh ve anlam” olarak çekilmesinden ve dinin kuru ritüellere, literallere dönüştürülmesinden muzdaripti. Topluma hurafelerden arındırılmış iman ve ateş bahşeden İslamı anlatmaya çalışıyordu. Hz. Muhammed’in, Ali’nin, Ehli Beytin, Ebuzer’in, Selman’ın İslamını... İslam, Safevi şiilerin ve muavi sünnilerin ve onların varislerinin elinden kurtarılmalı idi. Eğer İslam bu tarihsel ve kültürel paslardan arındırılırsa Müslümanlar arasında herhangi bir ihtilaf kalmayacağına inanmaktadır.


“Kutlu özgürlük çağrısı” olan din/İslam, egemen dinin “zer, zor, tezvir” teslisine/şirkine karşı çıkmayı vaaz ediyordu. İnanmak/dünya görüşü kadar, yapmak/ideoloji gerekiyordu. Çünkü bu dünyaya dahil olmayan, nas’ı görmeyen, gözlerini sadece mezar ötesine diken bir dinin/çağrının yabancılaştırıcı ve uyuşturucu olmaktan öteye anlamı olmazdı.


Şeriati bir ıslahatçı olarak taklidin terki yolu ile “uyanıklık” ve “aydınlık” istiyordu, imanın aydınlığını... Bu nedenle o dinsel geleneği eleştiriye tabi tuttu ve İslam dünyasındaki taklitten, yeni kuşakların kendini batının kollarına bırakmasından donuklaşan, fikirsizleşen, muhafazakarlaşan ulemayı sorumlu tuttu. Çünkü onlar gerekli rehberliği yapmamışlar, sorunlara çözüm üretememişler ve Malik Bin Nebi’nin dili ile söylersek toplumu sömürüye hazır hale getirmişlerdir.


Şeriati için asıl olan ıslahın, dini düşüncenin yeniden yapılanmasının bir devrim/dönüşüm ile neticelenmesi idi. Zira O iman ve amelin birlikteliğine inanıyordu. Soyut bir fikir onun için herhangi bir gerçekliğe sahip olamazdı. Fikir eylem içinde gerçekleşir. O İslam ki tevhid dinidir. Tevhid ise salt soyut bir hakikat değil, somut bir gerçekliktir. Din dünyaya müdahil olmalı, onu çözümlemeli, anlamlandırmalı ve değiştirmelidir. Çünkü akide, soyut bir bilgiler yığını değildir ve sosyoloji de akideden ayrı düşünülemez. Akide daima tarihin kalbindedir, dışında değil.. Öyleyse ne yapmalı? Nasıl yapmalı?


Şeriati, İslami akidenin özü olan tevhidin toplumsal bir yorumunu yapmanın peşindeydi. Yani tüm “nas”ın bir olduğu, “şirk dini”nin görüntüsü ve gölgesi olacak herhangi bir ayrımın olmadığı, tüm Allahın kullarının bir olduğu bir toplumsal hayat inşa etmek istiyordu ve bunun için Şeriati göre aydınlar, imanın özündeki değişimci, tevhidi mesajı açığa çıkarmalı ve gençlik başta olmak üzere halka gidilmelidir.


O, dünyayı/bedeni dinin/ruhun üzerine inşa etmek istiyordu. Onun için dini kavramları sosyolojik analize tabi tutarak “dünyevileştirdi”. Amacı, bakışları mezardan dünyaya çevirmekti. Cehennem ateşinden önce dünyadaki yangını, yanı başımızdaki zulmü görmek gerekiyordu.

 

Din yaşama dokunmalıydı.


Şeriati hem kendi kuşağı için hem de bugün hala imanın, aşkın, felsefenin, irfanın, şiirin ve eleştirel düşüncenin kıvılcımını tutuşturan bir müzmin muhaliftir. Öyle bir muhalif ki konuşmalarında Ali, Ebuzer, Selma, Hüseyin, İkbal, Afgani, ismi ile Marks’ın, Sartre’nin, Fanon’un, Weber’in, Carrel’in isimleri yan yana gelmektedir. Batı sömürüsüne karşı çıkmakta fakat onu şeytanlaştırmamaktadır. Batının sömürü stratejilerinin maskesini indirirken Massignon’a hakkını teslim etmektedir.


Kendi kuşağına yeni bir perspektif, yeni bir iman bilinci kazandıran gençliğin coşkulu öğretmeni Şeriati, bugün dahi gençliğe sahip olduklarını hatırlatarak, tanıtarak ve yorumlayarak özgüven aşılamaya devem etmektedir


IV.

Afgani ve Şeriati inkılapçı idiler, ama bir demagog değil; ıslahatçı idiler, ama sadece ucuz tebliğci değil. Onlar taklit karşıtı idiler ama batıyı tümden/külliyen tahkir edici değildiler.


“Olan olmuş”a ve “ne olacaksa olsun”a karşı çıktıklarından onların temel sorunu sorusu “ne yapmalı” ve “nasıl yapmalı” sorusu idi. Bu soru iman ve sorumluluk ve özgürlük bağışlayan, tüm boyun eğişleri reddeden bir düşüncenin eşiği idi.


İnsanın kaderi değiştirebileceklerine iman etmişlerdi. Bunun yolu da “kendilerinde olanı değiştirmekten” ve irade etmekten geçiyordu. Fakat “irade sahibi olmak” için özgür olmak, özgür olmak için de bilinçli olmak gerekiyordu. Afgani ve Şeriati insanın sorumluluğunu iptal eden kaderciliğe karşı çıkarlar. Aksisi özgürlüğün, sorumluluğun inkârı olacaktı ve kölelik ile sonuçlanacaktı.


Afgani, küfrün tasallutu ile karşılaşan İslam dünyası maruz kaldığı sömürü vurgunundan kurtuluşun ve birlik özleminin sembolü ve kavim üstü/kavimsiz kavgacısıdır. Onun yaşamı İslamın/ümmetin birliğine duyulan özlemini somut ifadesi ve bizzat mücadelesidir.

Şeriati’yi Afgani’ye bağlayan tema İslami uyanış ve antiemperyalistliktir. Şeriati, ıslahatçı ve inkılapçı olarak aynı ‘acıyı/çağrıyı’ omuzlamıştır. Onun çağrısı ‘özümüze dönmek’ ve onurlu bir yaşam sürmek için omuzları üzerinde bir baş taşıma mücadelesidir.

 

Her iki üstadında acelesi vardır, acil bir devrimci/değişimcidirler, ümmetin isyan etmesini ve sömürücüleri alaşağı etmesini ve kaderlerine hükmetmelerini isterler. Durum ihmale gelecek gibi değildir, behemehal harekete geçmek sömürünün ve sömürgecinin maskesini indirmek ve tahtından etmek gerekmektedir. Afgani bir umut için kıtaları dolaşmakta, bir sultan bir millet aramakta, Şeriati ise zamandan tasarruf için hızlı konuşmakta, koşuşturmakta ve bir mucizeyi gerçekleştirecek geçliği ve halkı eğitmektedir.

 


         -        

 


Bu Yazı 12283 defa okunmuştur
 

 Bu haber için toplam 68 yorum yapılmıştır...

Salim Cihan 16-12-2008, 20:56:31
Allah razı olsun...
Açıklayıcı ve etkileyici...
Dikkatimi çeken hususlardan biri ve en önemlisi meseleyi entelektüel uğraş mevkiine getirip orada bırakmamız...
Dilerim ki bu aydınlık fikirlerin kavgasını vermeyi de başkalarına bırakmıyoruzdur!..
Zira örgütsel bir sahiplenme ve direnme olmayınca ne Ali Şeriati yaşayabilir ne de C.Afgani...

Selam ve sevgi ile...
 
Oğuzhan Özdemir 16-12-2008, 21:48:02
Bu kadar derin,kısa ve anlamı özetlenemezdi herhalde. Sanki Şeriati ile birlikte yaşamış da hatırlıyormuş gibi canlandı birden muhayyilemde. Afgani'yi bilmem ,ama Şeriati'ye gönül vermişim, peygamber,ali,ebuzer sanki şeriati ile beraber yaşamışlar gibi. Şuan var olsalar nasıl sarılasım var koşarak, sarılsam da ağlasam.
 
berken 16-12-2008, 23:57:56
sever arkadaşa tşkr ederim ilk defa -ki daha önce şerati hakkında birçok makale okumuştum-onun fikirlerini böylesine derli toplu buluyorum onu iyi özetlemiş afgani hakkında çok bilgim yok ancak şeriati isminin yanında iyi duruyor,fakat yazılanlara bakılarsa aafganiyi çok samimi bulmuyorum çünkü devriciliğin temelinde başladırı vardır o bunu bile bikle padişah vb diyaloğa geçip birşeyleri gerçekliştermeya çalışması bende açıkçası şüphe uyandırmdı.....selamlar
 
ali k 17-12-2008, 10:48:37
insan ,beden ve ruhtan müteşekkildir, bu ikili durum tüm oluşumun kaynağıdır....bu ikisi arasındaki kayma ve bağlantılarla uygarlıklar oluşmuştur...
kimi düşünce ve oluşumlar bedeni değişikbağlamlarda açarak mihver yapmışlar ruhada bir yer vermişler,
kimileride bedeni geri çekerek ruha üstünlük vermişlerdir....
kurana göre ise bu ikisi eşit agırlıktadır...
insan muvazeneyi kurduğu ölçüde insanlaşır..
sömürü bunun zıttıyken halk ,insanlaşmanın temsilcisidir...
ancak geregi gibi halk....
vahiy bu muvazeneyi düzenler....
belli bir zaman kesitini değil tümzamanların insanını yoğurur...
ancak dönemde asıldır,insan kendi konumunu belirler...
öze dönüş,; insan aslına ve vahye dönüştür....
kültürler buna göre değerlendirilir....
halkın yanında olmak, emeğin ,adaletin yanında yer almak demektir...
Allah ile halk aynı saftandır.....
insanlaşmanın yolu ile Allahın hedefleri örtüşür....
irade ve içerik birliği doğar....
vahyin hakikati nesnel gerçeklik halini alır böylece....
halk aynı zamanda kuvvetinde icra yeridir...
hak kuvvetininin...
aydınlanmanın icra yeridir halk....
dayanışmanın....


 
şah 18-12-2008, 09:11:42
c.afgan nin o güne damgasını vuran en önemli düşüncesi kuranı raflardan indirelim bu düşünce bana göre hala islam aleminde gerçekleştirilmemiştir düşünün bu ne kadar önemli bir düşüncedir bana göre bu düşüncenin eseri ali şeriatiler ,abduhler ,seyidler ,mevdudiler,humeyniler ve daha niceler kuran erleri çıkarmaya sebep oldu ALLAH ondan razı olsun selam ve duayla
 
Giray 18-12-2008, 14:42:56
Bizim "Büyük İslâm Birliği'nin kurucusu olarak selâmladığımız Afgani'nin Fransa'daki dostu Hıristiyan Halil Ganem'dir. Sultan Abdülhamid Han’ın hasm-ı bi-amânı Ganem. Renan, Afgani'yi bir masal kahramanı olarak değil, gerçek kişiliği ile yani dinsiz, bir "libre penseur" olarak tanımaktadır.
Zavallı Türk intelijansiyası! Kimlerin peşinden gitmemiş. Düşmanları dost, dostları düşman olarak tanımış. Peygamber'in adını anmağa cesaret edemeyen bir Afgani'yi (Cemaleddin Afgani) Peygamber kadar saygıya layık görmüş.
 
seçkin hacıosmanoğlu 19-01-2009, 22:55:41
Ümmetin iftihar ettiği tüm öncü şahsiyetlerden Allah razı olsun,bizleride inşaallah onların yanında haşreyler.
 
ihsan 28-01-2009, 16:56:14
AFGANİ İLE FRANSIZ RENAN ARASINDAKİ MEKTUPLAŞMA BU DÜŞÜNCELERE COK TERS AMA CEMİL MERİÇ BUNU AÇIKLAMIŞ.BURDA BİRAZ KAFAM KARIŞTI AÇIKÇASI ÇÜNKÜ ANLATILANA GÖRE AFGANİ MEKTUPTA İSLAMİYETİN BİZİM İÇİN AYAK BAĞI OLDUĞUNU GELİŞMEYE ENGEL TEŞKİL ETTİĞİNİ YAZIYOR.RENAN DA BUNDAN DUYDUĞU MEMNUYETİ YİNE BİR MEKTUPLA İETİYOR
 
ibrahim BIÇAK 10-02-2009, 20:30:46
Cemil meriç'in umrandan uygarlığa eserinden Afganinin Ernest Renam'a yazdığı mektuba baktığımızda bu değişim(inkılab) nass'lara karşı yapılmış da makyavelist bir tutumdaymış algısı oluşuyor insanda... Bence bunun altına kitaptaki o bölümün tamamı buraya eklenirse Afganiye farklı bir zaviyeden bakılmış olacaktır.. Gerçi yukarda Sayın "GİRAY", birazını iktibas etmiş..
 
 

BU KATEGORİDEKİ DİĞER ESERLER

‘Güvenilecek Ama Sürekli Dalgalı Bir Gerçeklik’: ALİ ŞERİATİ / Cihan AKTAŞ
Şeriati ve Muhalif Çizgisi / Haşim AGACARİ
Şeriati, Yeniden Gündemde / Cihan AKTAŞ
Ali Şeriati’de Kadının Kurtuluşu/ Yıldız RAMAZANOĞLU
Dert Ehli, Sanatkar ve Yiğit Bir Aydın: Şeriati / Abdülkerim SURUŞ
Bir İslami Ütopyacının Siyasi Biyografisi / Ali RAHNEMA
Ali ŞERİATİ Yaşasaydı...? / Turgay EVREN
Ali Şeriati: İran Devriminin İdeologu / Abdülaziz SACHEDİNA
Ali Şeriati ile Kürt Sorununa Bakış ve Yeni İslamcıların Senaryoları / Muhammed CAN
Bir Diriliş Öncüsü: Dr. ALİ ŞERİATİ / Emin MANSURİ
İran Devriminden Sonra Dini Entelektüalizm / Mesud PEDRAM
"Eşim Ali Şeriati" Okuma Notları ve Çevirisi Üzerine / A.AVAMİ
İran, Seçimler ve Ali Şeriati ile Vurulmak İstenen Ne? / Muhammed CAN
Hüseyniye-i İrşad'da Bir Akşam / Cihan AKTAŞ
Modernite: Bugüne Dair Hastalığımız, Yenilenme: Bugüne Dair Sorumluluğumuz / Bülent Şahin ERDEĞER
Seyyid Kutub ve Ali Şeriati: Öznelliğin İktidarı / Charles TRIPP
Ali Şeriati ve Mevlana / Turgay EVREN
Ali Şeriati Üzerine Bir Deneme / Turgay EVREN
Düşünce ve Eylem Adamının Tam Tanımı: Ali Şeriati / Peren BİRSAYGILI
Ali Şeriati'den Esintiler! / Muhammed CAN
Özgür İrade Meselesinde Ali Şeriati ve Bint'uş-Şati / Yudian WAHYUDİ
Cemaleddin Afgani ve Ali Şeriati / Sever IŞIK
Yabancılaşmanın Yeni Maskesi "Postmodemizm" ve Şeriati'yi Hatırlamak/ Bülent Şahin ERDEĞER
İnsanlık ve Halkın Gücü: Dr. Ali Şeriati’ye Bir Övgü / Dr. Mohammad Omar FAROOQ
Ali Şeriati: Kazanımın Ve Gelişimin Öğretmeni -I- / Bülent Şahin ERDEĞER
Göller Bölgesinde Bir Ada / Cemil MERİÇ
Ve Bir Tokat Hem de Ne Tokat! / Öznur BALIK
Bir Ütopyacının Hayatı / Recep ŞENTÜRK
Marksizm, Oryantalizm ve Şeriati / Bülent Şahin ERDEĞER
Göller Bölgesi'nde Bir Ada Olmak / Ümit AKTAŞ
"Yalnızlık Sözleri" / Ahmet ÖZCAN
BİR KARŞILAŞTIRMA: Nasr ve Şeraiti / Mustafa ARMAĞAN
GELENEĞİN PRANGALARI: Weber ve Şeraiti Örneği / Mustafa ARMAĞAN
Ne Yapmalı / M. Kürşad ATALAR
Ali Şeriati (1933-77): Allahperest-Sosyalist / Ertuğrul CESUR
Şeriatî'nin Öze Dönüş Çağrısı / İhsan ELİAÇIK
Marx ve Allah Arasında Ali Şeriati / Nathan COOMBS
EY ALİ! / Muhammed Rıza SERKEŞİK
Geleneksel Ulema ve Laik Aydınlar Arasında Ali Şeriati / Fevzi ZÜLALOĞLU
Rüşenfikr İdeolojisi / Asaf HÜSEYİN
BİZİM YERİMİZE DÜŞÜNENLER / Serkan AKIN
Ali Şeriati’de Sembolizm Sorunu / Bülent Şahin ERDEĞER
Hüdaperest Sosyalistler / Mustafa ÖZCAN
Unutulmuş Devrimci Ali Şeriati / Lawrance Rıza ERŞAGİ
Şeriati’yi Önce Biz Öldürdük! / Zeki BULDUK
Ali Şeriati'de Sanatın Teorik İnşası / Asım ÖZ
İki dini aydın: ŞERİATİ ve SURUŞ / Cihan AKTAŞ
Ali Şeriati ile Söyleşi / Muhammed CAN
Kaynaşma ve Ayrışma Çizgisi/ Mustafa ÖZCAN
Ali Şeriati: "İslam Sosyolojisi" ve "İslam Bilim" / Kadir CANATAN
Ali Şeriati: Yalnızlığa Sığmayan Yazar / Cihan AKTAŞ
Şeriati, Hasan Hanefi ve 'İslami Sol' Denkleminde İbrahim Şita / Yasin DEMİRKIRAN
1980 Sonrası Türkiye’sinde Siyasal İslami Bilinçlenmede Tercümenin Rolü-2 / Cengiz Sunay
Ali Şeriati’de Somutla Soyut Arasında Sanat/ Cemal ŞAKAR
Uyuyanları Uyandıran Bilinç: Ali Şeriati! / Atlan ALGAN
Dr. Ali Şeriati’nin Taklid Mercii Kimdi? / Taki DEJAKAM
Allahperest Sosyalist Ali Şeriati / Mehmet SAİD
Ali Şeriati’nin Yeşillenen Rolü / Mustafa ÖZCAN
Dine Karşı Din / Ali SALDIRAN
hgs yükleme http://www.xn--hgsykle-q2a.gen.tr/
hgs yükleme http://www.xn--hgsykle-q2a.gen.tr/
 
 
 
 

 

nike huarache Scarpe Abbigliamento Asics nike blazer michael kors Adidas Scarpe Ray ban nike flyknit longchamp scarpe converse nike free air jordan scarpe da calcio nike cortez Cinture air max new balance Scarpe nike roshe louis vuitton Ray ban adidas oakley converse Scarpe Adidas scarpe Nike Adidas superstar air max
new balance nike air max adidas nike roshe michael kors air max nike free nike blazer new balance oakley converse Scarpe Adidas nike huarache Scarpe Ray ban scarpe converse Adidas Scarpe Abbigliamento Asics Scarpe air jordan scarpe da calcio nike free nike cortez nike flyknit

www.aliseriati.com         www.aliseriati.net        www.aliseriati.org

NETWOR YAZILIM