ALİ ŞERİATİ

Ali Şeriati Hüseyniye-i İrşad

Kull. Adı    

:

Şifre 

:  
     

Yeni Üye - Şifremi Unuttum

Modernizm’le Hesaplaşma Çabasında Bir Aydın: Ali Şeriati Portresi / Aydın HIZ
Kendisi Olmayan İnsan
Dünya Görüşü ve İdeoloji
Şia
İran ve İslam
Tüm medyalar için tıklayınız...
Tefsir Dersi

Sesli ve Görüntülü Medya

Ali Şeriati Belgeseli
Belgesel

Tüm Arşivler İçin Tıklayınız...

Hangi Kur’an / Ali ŞERİATİ
Aşk ve Sevgi... / Dr. Ali ŞERİATİ
HACC
DUA / II
Ne Okumalı? -Dört Aşamalı Alternatif Bir Okuma Programı- / Ali BULAÇ

İSLAM BİLİM DERSLERİ BAŞLIYOR

TARİH :19-03-2009

23.03.2009 tarihinden itibaren İslam Bilim dersleri başlıyor

Dr. Ali Şeriati'nin İslam-Bilim adlı konferanslarından oluşan eserini dersler halinde yayına hazırladık. Site üyelerimiz ve ziyaretçiler burada yayınlanacak dersleri takip edebileceklerdir. Pazartesi ve Perşembe günleri yayınlanacak olan dersleri muntazam takip edip tartışan takipçiler muayyen bir vaktin sonunda bu önemli dersleri bitirmiş olacaklardır.

Derslerin bitiminde takipçiler tarih bilinci, tarih felsefesi, toplumsal tevhid ve toplumsal şirk, ideal insan, toplumbilim, tevhidi dünya görüşü, altyapı ve üstyapı, ideoloji olarak İslam, varoluşçuluk, materyalizm, alinasyon, Marksizm gibi birçok önemli konu hakkında önemli bilgiler edinmiş olacaklardır. Hem derslerin takibi hem de dersler üzerine yapılacak tartışmalarla Doktor'un öğrencileri olarak O'nun fikirlerini tanımış, tartışmış ve belki ümidimiz odur ki ilerilere taşımız olacağız
hgs bakiye yükleme
trafik cezas? ödeme
kredi kart? borç sorgulama
kredi kart? borç sorgulama
yap?kredi kredi kart? borç sorgulama
tl yükleme
hgs yükleme


detay
Tüm haberler

.....................................................

ÜYE OLUN

TARİH :17-03-2006

Siteye üye olun yeniliklerden hemen haberiniz olsun.
hgs bakiye yükleme
trafik cezas? ödeme
kredi kart? borç sorgulama
kredi kart? borç sorgulama
yap?kredi kredi kart? borç sorgulama
tl yükleme


detay
Tüm haberler

.....................................................

TARİH : -- tarihinde tarafından gönderildi...
WEB :
Ülke :
Şehir :



.: Yazarlar :.
Bir Virgül Uğruna Ölmek yada Yazmanın Karanlık Kuyusu / Dr.Mustafa YILMAZ

1934 yılında Bükreş’te ‘Ümitsizliğin Doruklarında’ adıyla yayınlanan ilk kitabı, daha sonra Romence ve Fransızca yazacağı her şeyin özünü barındırıyordu. Bu dönemde hayatın trajik boyutundan habersiz olmakla suçladığı Bergsonculuk’tan koptu. 17 yaşında Bükreş Üniversitesi Felsefe Bölümü’ne girmiş ve lisans eğitimini Bergson üzerine hazırladığı bir tezle tamamlamıştı. 1937’de tartışmalar yaratan kitabı ‘Gözyaşları ve Azizler Üzerine’yi yayınlandı. Bu eser yaşadığı dini krizin bir dışa vurumuydu. Aynı yıl ‘Fransızlar’la görüşe görüşe insan nazik bir şekilde mutsuz olmayı öğrenir’ dediği Paris’e burslu olarak gitti ve oraya yerleşerek eserlerini Fransızca olarak yazmaya devam etti. ‘Yaşlandıkça, büyük korkuları alaylı sırıtmalarla değiş tokuş etmeyi öğreniriz’ diyerek 1995 yılında Alzheimer hastalığı ile hayata gözlerini yumdu. Doğumu Nisan 1911, Rasinari, Romanya. Adı E.M.Cioran.

 

‘Temkinli hüzünler’, ‘cömert hınçlar’, ‘kaygı ve tebessüm dolu bir şüphe’ onu, ‘sayıklamanın hegamonyası’ altında, geleceği yalanlayan bir ümitle ölümü tozpembe görmeye itti. Düşünce onun kaleminden gerçekliliğin en çıplak haline işaret eden bir aforizma olarak döküldü.

 

‘Kuşkuculuk, kaygının zarafetidir.’ Kayalara vurduğunda içinden şüphe fışkırtacak bir Asay-ı Musa isteyecek kadar şüpheye bağlı, kişinin kendi sınırlarının farkına varması için mutlaka bir aşağılanmaya uğraması gerektiğine inanacak kadar gerçekçi idi. Bilge olmak gerekirdi bu çağa katlanmak için. Bilgelik ise; dokuz delikli bir yara olan bedenin, insana reva gördüğü aşağılanmaya ağırbaşlılıkla katlanmaktı.

 

Modern zamanlar dünyası karşısında tedirgindi. ‘Bir uygarlığın incelik derecesi,’ ancak ‘içindeki karaciğer hastaları, iktidarsızlar yada sinir hastalarının sayısıyla ölçülebilirdi.’ Çünkü ‘modern olmak, devasızlık içinde şunun bunun ucundan tutmak’ demektir.

 

Dünyanın makul olması mutlaka bir melankoliye sahip olmasına bağlıdır. ‘Melankolisiz bir dünyada bülbüller geğirmeye başlardı.’ Oysa melankoli yerini acılara bırakıyor. Ve biz yeterince genç değiliz savaşmak için. ‘Düşmanlarımızı seçmeyi bırakıp elimizin altındakilerle yetinmeye başladığımız zaman artık genç değiliz demektir.’ Dünya akıldışılığın fezalarında gezinmektedir. Yıkıntılar artmış, kaynaklar tükenmiştir. Durumumuz trajik bir karikatürü andırmaktadır. Bu haliyle dünya, vicdanı olanların ancak utancını arttırabilir. İhtişamlı yıkımlar muhteşem bir kaos hazırlamaktadır. ‘Gelecekte insanlık, işe yeniden başlamak zorunda kalırsa, bunu atıklarıyla, her taraftaki mongollarla, kıtalardaki döküntülerle yapacaktır; karikatürü andıran öyle bir uygarlık belirecektir ki, hakikisini yaratanlar güçsüz, utanç içinde ve bitkin bir şekilde bakakalacak, yıkımlarının ihtişamını unutmak için son yer olarak da budalalığa sığınacaktır.’

 

 

 

 

İnsanlık daha fazla canavarlaşmak için yarış halinde. Köleler zulmü nasıl ortadan kaldırabilir ki? Onun da sonunda canavarlaşması gerekir. Dişlerini sivriltmeli ve açtığı yer yaradan kan emmelidir. ‘Tiranlar kana doyduklarında babacanlaşırlar; köleler kıskançlaşıp kendileri de [kana] doymaya kalkışmasalar her şey düzene girerdi. Olayların çoğuna, kuzunun kurt olma özlemi yol açar. Dişleri sivri olmayanlar, bunun hayalini kurarlar; onlar da yutmak isterler ve sayıca fazla olmanın hayvaniliğiyle bunu başarırlar.’

 

Hepimiz biraz psikiyatrız Cioran’a göre. Sıkıntımız, nüve halindeki bunaltımızdır; kasvet ise hülyalı bir nefret… İçimizde doğan her fikirle içimizdeki bir şeyler çürür… Her düşünce, bir tebessümün yıkıntısını andırmalıdır… Bir tek yüzeysel kafalar bir fikre incelikle yanaşırlar ve nazik cümlelerle konuşurlar. Oysa fikirler incelik ve nezaket kabul etmez. Ağırlıklarıyla ezer, peşlerine kattıkları tufanlarla yıkar, derinliklerine çekerek boğarlar.  

 

Bunları düşündükçe yazası gelir insanın. Yazmak için görmek gerekir. Görmek için bakmak. Bakmak, duymak ve hissetmek. İnsanların arasına katılmak gerekir. ‘İnsanlarla düşüp kalktıkça’ iş tersine döner; ‘düşüncelerimiz kararır; ve bunları aydınlığa kavuşturmak için yalnızlığımıza döndüğümüzde, düşürdükleri gölgeyi buluruz.’ İnsanlarla hemhal olmak acıları arttırırken düşünceleri karartır. Sonra bir daha kurtulamazsınız bu karanlıktan. Yalnızlığınızda dahi gölge olarak sizi takip eder.

 

Gerçeği en yalın haliyle yazmak ruhun karanlık dehlizlerinde mayalanmış bir usareyi tecessüm ettirmek değil midir? Bu dehlizlere ışık vurmaya başlayınca mahremin esrarı kaybolur adeta. O zaman edebiyatı bırakmak gerekir. Çünkü geride sadece ‘anlaşılır iç çekişler, kendiniz olmayı reddedişinizin zavallı kırıntılarını bırakırsınız.’

 

‘Derin’ olmak kolaydır; kendimizi kusurlarımızın içinde boğulmaya bırakalım yeter. ‘Her şeyi yıktıktan sonra kendini de yıkmayan bir kitap, bizi beyhude yere azdırmış olur.’ Bir eser bekasını korumak istiyorsa acımasız olmak zorundadır. Nümayişler ve hamaset zamanın makberinde böceklere ziyafet olmak kaderinden kurtulamaz. ‘Ölümü solumuş kişi için, kelamın kokusu ne perişanlıktır!’ Ve bütün eserler ‘taklit parıltılarıyla, ezbere ürpertiler ve yağmalanmış vecdlerle hazırlanmıştır.’ Her eser bir evren olur. Sınırlayıcı ve zorlayıcı. Kendini bile yıkmayı öğreten esere perestiş edilmeli. Ancak bu esere tahammül edebilir ölümü solumuş kişi. ‘Özü gereği sözü uzatan edebiyat,’ ne acıdır ki ‘kelime kanseriyle geçinir.’ Fikirlerin tarihi çoğu zaman ‘yalnızların kininin tarihidir.’ Kahramanlar ayakta ölür. Yatakla bağdaşan tek kahramanlık uykusuzluğa müptela olmaktır.

 

‘Bir virgül için ölünen bir dünya’ hayal ediyordu Cioran. Bütün büyük yazarlar gibi. Yani peygamberane konuşan yazarlar. Kelam acı vericidir. Kalem ise kağıtta denenen bir kılıçtır. Yaralar. Dünyada bir tek ‘kötü şairlerin özgür olduğunu’ söylerken bitip tükenmek bilmez ironisini sonsuza bir kez daha haykırıyordu Cioran. Bitip giden aşkların derin ağırlığıyla irkildi. Öyle ki; bunun zengin bir felsefi sınav olduğunu düşündü. Bir berberi Sokrates yapacak derin bir sınav.

 

E.M.Cioran’dan yada Emil Michel Cioran’dan kalanlar; Ümitsizliğin Doruklarında, Gözyaşları ve Azizler Üzerine, Çürümenin Kitabı, Burukluk, Varolma Eğilimi, Tarih ve Ütopya, Zamanda Düşüş, Doğmuş Olmanın Sakıncası, İtiraflar ve Aforozlar.

 

Hakikat arayıcısı bir modern zaman keşişi diyebilir miyiz, deneme yazarı ve ahlakçı Cioran’a?

 

Bir insan neden yazar? Neyi yazar? Özgür olmak için mi, kötü şair olduğu için mi yazar? Bir virgül için ölmeyi göze alabilecek kaç müptezel kaldı aramızda? Kelime kanseri büyüdükçe büyüyor. Bu satırların yazarının kaderi gibi. Kendini aşağılamanın hakikatine varmayı ümit ederek. Yıkıcı bir tebessümde bulunmak uğruna.


         -        

 


Bu Yazı 12086 defa okunmuştur
 

 Bu haber için toplam 68 yorum yapılmıştır...

mustafa ekici 04-05-2009, 12:33:43
hiç okuyamadığım bir şahsiyetle tanıştırdınız beni
teşekkür ederim
yazınız çok çarpıcı ve yaralayıcı idi.
ellerinize sağlık
saygılar
mustafa ekici
 
cem sancar 06-05-2009, 14:03:00
zihin açıcı bir tanıtım ve alıntılar. Kısa, öz ve çarpıcı. Zamanın ruhunu üflemiş. Mustafa Yılamaz'ın eline sağlık. Cioran devam etmeli derim, naçizane...
 
şeriati nurettin meriç 09-05-2009, 18:08:33
ilginç bir sima....farklı düşünceler....bildiğimiz için bildirene teşekürler...umutla kitapla kalemle yazıyla ve devrimle
 
Yusuf Öfkeli 10-05-2009, 14:48:50
Çok güzel bir yazı, yüreğinize sağlık
 
veysel veli 08-06-2009, 22:22:41
oley oley oley!...doğru adrese gelmişim.ÇOK ŞÜKÜR!
 
 

BU KATEGORİDEKİ DİĞER ESERLER

Söz Yalnızca ‘Geldim’ İdi.. Ve Allah ve Hacer Vardı... / Dr.Mustafa YILMAZ
Doktor Şeriati’de Sanat: Varolandan Kaçış - 2 / Dr. Mustafa YILMAZ
Şizofren Dibace Yada Suzinak Peşrev / Editör
2006 Yılı Değerlendirmesi / EDİTÖR
Leylekler Aydın da Getirir mi? / Dr. Mustafa YILMAZ
Doktor Şeriati’de Sanat: Varolandan Kaçış - 1 / Dr.Mustafa YILMAZ
İktidarın Teolojisi Üzerine Deneme: "Onlara Eğer Yeryüzünde İktidar Verirsek" / Mustafa YILMAZ
Sireti Suretin Önünde Gitmeli İnsan / EDİTÖR
"Avrupa'nın Zâde-i Melaneti" veya Pravda Gazetecilerinden Namuslu Aydına Bir İnce Yol: Medya, Aydın ve Namus Üzerine / Dr. Mustafa YILMAZ
Kasitin, Marikin, Nakisin: Üç Cephede Savaş / Mustafa YILMAZ
Ali Şeriati’nin Mirası ve İslam-Bilim’e Aşina Olmak / Dr.Mustafa YILMAZ
Tarih Felsefesi’nin Kuruluşu yada Yarının Tarihine Bakış / Dr.Mustafa YILMAZ
Himalayalarda İkbal Arayan Yalnız Bir Adam / Dr.Mustafa YILMAZ
Üye ve Ziyaretçilerle Hasbihal ve İstişare / Editör
"Yaşamı Alışkanlık Durumuna Getirenler Yaşamaktan El Çekmiş Durumdadırlar." / Dr.Mustafa YILMAZ
Bir Virgül Uğruna Ölmek yada Yazmanın Karanlık Kuyusu / Dr.Mustafa YILMAZ
 
 
 
 

 

nike huarache Scarpe Abbigliamento Asics nike blazer michael kors Adidas Scarpe Ray ban nike flyknit longchamp scarpe converse nike free air jordan scarpe da calcio nike cortez Cinture air max new balance Scarpe nike roshe louis vuitton Ray ban adidas oakley converse Scarpe Adidas scarpe Nike Adidas superstar air max
new balance nike air max adidas nike roshe michael kors air max nike free nike blazer new balance oakley converse Scarpe Adidas nike huarache Scarpe Ray ban scarpe converse Adidas Scarpe Abbigliamento Asics Scarpe air jordan scarpe da calcio nike free nike cortez nike flyknit

www.aliseriati.com         www.aliseriati.net        www.aliseriati.org

NETWOR YAZILIM