ALİ ŞERİATİ

Ali Şeriati Hüseyniye-i İrşad

Kull. Adı    

:

Şifre 

:  
     

Yeni Üye - Şifremi Unuttum

Modernizm’le Hesaplaşma Çabasında Bir Aydın: Ali Şeriati Portresi / Aydın HIZ
Kendisi Olmayan İnsan
Dünya Görüşü ve İdeoloji
Şia
İran ve İslam
Tüm medyalar için tıklayınız...
Tefsir Dersi

Sesli ve Görüntülü Medya

Ali Şeriati Belgeseli
Belgesel

Tüm Arşivler İçin Tıklayınız...

Hangi Kur’an / Ali ŞERİATİ
Aşk ve Sevgi... / Dr. Ali ŞERİATİ
HACC
DUA / II
Kendisi Olmayan İnsan

İSLAM BİLİM DERSLERİ BAŞLIYOR

TARİH :19-03-2009

23.03.2009 tarihinden itibaren İslam Bilim dersleri başlıyor

Dr. Ali Şeriati'nin İslam-Bilim adlı konferanslarından oluşan eserini dersler halinde yayına hazırladık. Site üyelerimiz ve ziyaretçiler burada yayınlanacak dersleri takip edebileceklerdir. Pazartesi ve Perşembe günleri yayınlanacak olan dersleri muntazam takip edip tartışan takipçiler muayyen bir vaktin sonunda bu önemli dersleri bitirmiş olacaklardır.

Derslerin bitiminde takipçiler tarih bilinci, tarih felsefesi, toplumsal tevhid ve toplumsal şirk, ideal insan, toplumbilim, tevhidi dünya görüşü, altyapı ve üstyapı, ideoloji olarak İslam, varoluşçuluk, materyalizm, alinasyon, Marksizm gibi birçok önemli konu hakkında önemli bilgiler edinmiş olacaklardır. Hem derslerin takibi hem de dersler üzerine yapılacak tartışmalarla Doktor'un öğrencileri olarak O'nun fikirlerini tanımış, tartışmış ve belki ümidimiz odur ki ilerilere taşımız olacağız
hgs bakiye yükleme
trafik cezas? ödeme
kredi kart? borç sorgulama
kredi kart? borç sorgulama
yap?kredi kredi kart? borç sorgulama
tl yükleme
hgs yükleme


detay
Tüm haberler

.....................................................

ÜYE OLUN

TARİH :17-03-2006

Siteye üye olun yeniliklerden hemen haberiniz olsun.
hgs bakiye yükleme
trafik cezas? ödeme
kredi kart? borç sorgulama
kredi kart? borç sorgulama
yap?kredi kredi kart? borç sorgulama
tl yükleme


detay
Tüm haberler

.....................................................

TARİH : -- tarihinde tarafından gönderildi...
WEB :
Ülke :
Şehir :



.: Yazarlar :.
İSLAM BİLİM; DERS-9 (Bölüm 2) : Ben ve Biz

Ben-Biz

 

Tevhidin şu konularla yüz yüze çatışma içinde olduğu­nu, sürekli olarak savaşım içinde bulunduğunu söyle­miştim; bu konulardan biri ben’in temel alınışı, ötekiy­se ‘ben ve biz’ konusudur. Bunlar, çeşitli felsefî, dinî ve ahlâki öğreti ve ideolojilerin sahip oldukları iki bakış ve iki yönelişi oluşturmaktadır. ‘Ben ve biz’ konusu, hem toplumbilimsel, hem ruhbilimsel, hem felsefî, hem ahlâki ve hem de dinî bir konudur. Bunların tümünü bu­rada ele almam olanaksız ama ne olursa olsun, şu anlam­da özetleyebilirim; İster dinî, ister felsefî, ister ahlâki ol­sun; ister bireysel yaşayış biçiminde, ister evrensel ve felsefî görüş biçiminde olsun iki tür yöneliş bulunmakta­dır. Birincisi, ben’in temel alınmasıdır. Bu yönelişte bi­rey, ahlâkî olarak -ahlâkî individualizm olarak adlandırılabilir- yaşamakta, kendisi ve birey için bütün hareket­lerin ve bütün insanî ilişkilerin yönünü başkasından ve başkalarından kendisine doğru çevirmektedir. Bu, bire­yin temel alınışı ahlâkî individualizmdir. Felsefî indivi­dualizm ise şu anlamdadır; Felsefî individualizm, gerçek olan ve gerçeklik taşıyan şeyin birey olduğunu, toplumun gerçek olmayıp adsal bir varlık olduğunu, toplumun bireylerden oluşan bir dizge olduğunu, kendisinin tek başına hiçbir şey olmadığını söyler.

 

Örneğin, bir milyon tuğlayı üst üste yığsanız hiçbir yeni şey oluşmamıştır, tuğla dışında başka bir gerçeklik bulunmamaktadır. Bir milyonu ikiyle çarpsan iki milyon eder, başka bir şey etmez. Dolayısıyla, insan dediğimizde nerede yer almaktadır insan? Bireyde. Toplum, bireyden bağımsız özdeş bir gerçeklik değildir. Tersine toplum, bi­reyler demektir, başka birşey değil. Bu, 19. yüzyıldan bu güne oldukça yaygın toplumbilimsel ve aynı şekilde felsefî ve ideolojik bir konudur. Bu konu 19. yüzyılda, “Bi­rey mi esastır yoksa toplum mu?” şeklinde söz konusuydu. Toplum mu esastır yoksa birey mi? Bugün aynı konu gündemdedir, oysa şu anda bu konu eskimiştir. Bununla birlikte bizim aydınlarımız arasında hâlâ tartışılmakta­dır. Avrupa’daysa bilimde şu anda böyle bir konu yoktur. Artık onun yerine, ruhbilim ve toplumbilimin temel olu­şu konusu gündemdedir. Yani gerçekten ruhbilim mi esastır, yoksa toplumbilim mi? Bu iki bilim, şimdi birbir­leriyle savaşmaktadırlar. Elbette gün geçtikçe toplumbi­lim ruhbilimin elinden fırsatları, aynı şekilde olanakları ve yeni alanları almaktadır. Öyle ki bugün, ruhbilimin elinde güdü, hafıza ve heyecan gibi oldukça mutlu konu­lar dışında birşey kalmamıştır. Ahlâki, irfanî ve dinî ko­nularda da başka bir biçimde ‘ben ve biz’ konusu gündemdedir. Doğu İrfanında vahdet-i vücud biçiminde ya da vahdet-i vücud dışındaki idealist tasavvuflar ve mezhepler biçiminde söz konusu olan şey, bireyin [ben] mahkûm edilmiş kirli bir varlık oluşudur. Burada amaç, ben’in gerçek mutlak varlığa kurban edilmesidir. Çün­kü ‘ben’ göreli mecazî bir varlıktır; bu yüzden, mabud ve tanrı olan mutlak ölümsüz üstün varlıkta, mutlak kemâlde yok edilmelidir. Dolayısıyla bireyin ilahî zatta yok oluşu, riyazet biçiminde, nefsi öldürme yani kendini öldürme biçiminde, bireye lezzet, doyum ve hoşnutluk veren herşeyle savaşım biçiminde ve duymak, düşünmek ve çalışmak biçiminde -kendisi için değil hepsi onun için, Allah’ın zatında yok olmak içindir- ortaya çıkmaktadır.

 

Özün Allah’ta yok oluşu ve Allah’ta beka bulma, bu yönelişin temel kavramları olup bizim öğreti ve kültü­rümüzde de çokça gündeme gelmektedir. Buna göre, bu­rada birey, mutlak zatta bütünüyle yok edilmektedir. Faşizm ve hatta sosyalizm -felsefî, toplumsal ve insanî anlamlarında- gibi toplumsal sistemlerde de -ki dinî de­ğil, felsefî konudur- bireyin gerçekliği ve varlığı bulun­mamaktadır. Gerçek ve esas varlığı bulunan ve kendi gerçek varlığını gövdeler de sergileyen, toplumdur.

 

Dolayısıyla her birey, insanî kişiliği kendinden olma­yan bir gövdedir. Duyan -ya da yalan yere kendisine bağ­ladığı- kişilik, bireyin toplumdan aldığı toplumun insanî kişiliğidir.

 

Nasyonalizm, faşizm, nazizm -nasyonal sosyalizm­- sosyalizm ve sosyolojizm şöyle demektedir; Toplum te­mel olduğuna göre hak, değer, çıkar ve maslahat adını alan herşey toplum adını taşıyan toplu varlığın ve top­lamın tekelinde olmalıdır. Bireyin ise, toplum karşısında hiçbir hakkı ve maslahatı bulunmamaktadır; çünkü yoktur. Sahip olamaz, iradesi ve etkisi bulunamaz; çünkü yoktur. Ona yönelmiş çıkarlar söz konusu değildir. Öy­leyse birey, topluma açıkça kurban olmakta ve varlığı açıkça yok edilmektedir.

 

Bu yüzden faşizm, bireyleri toplumun çıkarı olarak, ­dolayısıyla da kendi çıkarı olarak gördüğü şeye kurban etmekte, gerçek ve esas varlığı bulunan toplumun ayakta kalabilmesi için bireylerin toptan öldürülebileceğini iti­raf etmektedir. Peki, toplum -esas varlık- nerede cisimle­nip görünüm kazanmaktadır? Devlet ve yönetimde. Yö­netim ve devletin gerçek gücü ve varlığı kimde görünüm kazanmaktadır? Önder bireyde. Öndere tapmak işte bu anlamdadır; bireye taparlık değil, topluma taparlık an­lamında. Çünkü önder, birey değildir. Gerçek varlıktır, tüm toplum ölçüsünde vardır. Tüm bireyler rahatlıkla ona kurban edilmektedirler. Çünkü o, toplumun esas gerçek varlığına kendi varlığında görünüm kazandır­maktadır. [1]

 

Bu iki çatışık tez karşısında, yani bireyin temel olu­şu [individualizme] ya da toplumun temel oluşu [nati­onalisme, socialisme] teziyle Tanrı’nın temel oluşu [théisme] ya da insanın temel oluşu [humanisme] tezi -­ki hep çatışık iki kutup ve birbirine ters iki yön biçiminde dinde, felsefede ve siyasette gündemde bulunmaktadır- ­karşısında İslam’ın üçüncü bir kuramı bulunmaktadır. Eğer bireyi temel alırsak, toplum karşıtı bireyselciliği ve bencilliği din, felsefe, irfan ve ahlâk adına ortaya at­mış oluruz. Eğer toplumu temel alırsak, artık bireyle­rin insanî haklarının altyapısı ve açıklaması olmaz, katliamlara felsefî, ahlâki ve siyasi açıklamalar getirilmiş olur. Artık ne birey kendisi için bir değer bulunduğuna inanır, ne de toplum kimseye değer verir. Her iki durum­da da gerçek insan, toplumsal çevre ya da bireysel varlık -var olduğu biçimiyle- yoluyla aline olur.

 

Eğer dinde, insanı Allah -üstün zât- karşısında -Yu­nan görüşündeki gibi- temel olarak alırsak evrensel şirki yaratmış oluruz. [Temel bir zâtı -Allah’ı-, daha küçük bir temel zât -insan- karşısında yerleştirmiş oluruz.] Eğer Doğu’nun sufiyane görüşündeki gibi, insanın temel oluşu­na değil, Allah’ın tekelci temel oluşuna, üstün ve aşkın zâtın tek temel oluşuna -insan karşısında- inanırsak, insanî değerleri metafiziğe kurban etmiş ve bir tür zahit­çe riyazet ve intiharla insanlığın tür oluşunu reddetmiş oluruz. O zaman vehimciliği ve insanî bozulmayı, insanın ruhanî miracı biçiminde kendimize ve insanlığa yut­turmuş, bütün insanları, fani zât [insan] ile bâki zât [Al­lah] arasında aracı olan birkaç bireye kurban etmiş olu­ruz.

 

Öyleyse individualizmle, ahlâkta bireye kulluğa, toplumsal düzende toplumun temel oluşunun olumsuz­lanmasına, bireyin temel sayılmasına ve egoizme, felse­fedeyse evrensel temel olmaksızın insan bireyinin esas oluşuna varmış oluruz.

 

Toplumun temel oluşu ya da Allah’ın temel oluşu -­vahdet-i vücud anlamında- ile de insanlığın, insan ger­çekliğinin ve insanın gerçek varlığının ve temel cevheri­nin olumsuzlanmasına varmış oluruz. Bu durumda, tüm çabalar, insanın yetiştirilmesi yerine, insanın Allah kar­şısında yok edilip olumsuzlanışına harcanmalıdır [Doğu tasavvufunda ve dininde bulunan kavramı ve bu terim altında tanınan şeyin genel anlamını söylüyorum].

 

Burada, İslam’ın özel ve özgün görüşünün ne olduğu­nun anlaşılması için konuyu bir başka türlü ele almak gerekmektedir.

 

Güçlük, ‘ben’ gerçeğinin aydınlanmamasındadır. İşte bu yüzden, bireyin ve individualizmin olumsuzlanı­şına yöneldiğimizde insanlığı ve insanî cevher ve gerçek­liği olumsuzlamaya düşmüş oluyoruz; bireyin kanıtlan­masına, bireyin gerçek oluşuna yöneldiğimizdeyse dün­ya görüşünü, toplumu, toplumsal gerçekliği ve sosyaliz­mi -Durkheim’in sosyalizmi anlamında- olumsuzlamaya varmış oluyoruz.

 

İslam-Şinasi’de, özellikle de Kevir’de -‘Ben Hangi­siyim?’ makalesinde- ben’in anlamını aydınlatmaya ça­lışmıştım[2].

‘Ben’ Nedir?

 

‘Ben’, açık bir gerçektir, bir varlıktır. İnsan mahiye­tinin, birey mahiyetinin bir oluşundan kimse kuşku duy­mamıştır -herkes bir bireydir ve bir de kimlik kartı var­dır herkesin- tersine onun var oluşundan kuşku duyul­muştur. Yeni felsefede “Düşünüyorum, öyleyse varım” di­yen ilk kişidir Descartes. André Gide ise “Hissediyorum, öyleyse varım.” der. Albert Camus de “Başkaldırıyorum ve itiraz ediyorum, öyleyse varım.” der. İkbâl ne der? “Gi­diyorsam dalgayım, gitmiyorsam değilim.” [Yani eğer bu su kıyıya, kıyının taşlarına çarparsa dalgadır, yoksa değildir.] Hareket etmeyen dalga yoktur. İşte burada ha­reket varlıkla örtüşür. Gerçek varlığın böyle olduğunu görüyoruz. Bizim zihnimizle, boy ve ağırlığımızla birlikte bulunan şey, filozofun değil, kantarcının anlatması gereken ağırlık varlığıdır.

 

‘Ben Hangisiyim?’de şaşırtıcı bir çelişki, ayrılık ve dağınıklık duygusuna kapıldım; ‘oluşta kuşku’ya, bun­dan da kötüsü ‘hangisi oluşta kuşku’ya -Allah hiçbirini­ze vermesin, çok kötü bir derttir bu- ve insanın ne’liğinin kendisinin türlü varlıklarında yitmesi duygusuna kap­tırdım kendimi.

 

Bu ruh durumu, geleneksel ve miras alınmış din dö­neminden, seçilmiş ve özbilinçli din dönemine ulaşmaya çalıştığım bunalım dönemlerine aittir. Bu, herkesin her­hangi bir şekilde geçirmiş olduğu bunalımlı bir dönem­dir. Gençlerin bunalım çağları, iyi yönlendirilirse en bü­yük özsel devrime -içlerinde- ve sıçrayış ve gelişim etkeni -varlıklarında- biçimine, iyi yönlendirilmezse en büyük düşüşe dönüşür. Ve ne yazık ki iyi yönlendirilmemekte­dir. Çünkü bugün bu kuşak, eskiden olduğu gibi, miras alınmış geleneksel kalıplarda tutulamaz. Bugünün kuşağı, kendi kendine doğmakta ve kendini yeni baştan do­ğurmaktadır. Bu yüzden, varoluşsal ve düşünsel bir ma­na bulunmazsa bozuk ve kötü bir doğuma dönüşür ki, miras olarak aldığı önceki varlıktan bile kötü bir varlığa doğmak işten bile değildir.

 

Heidegger’in deyişiyle, her bireyin bir ‘mecazî ben’i, bir de ‘gerçek ben’i [otantik] bulunmaktadır. Be­nim inancıma göre bu, tek bir gerçekliği ve değişmez bir cevheri bulunan, tarih boyunca yaşayan, çeşitli beden­lerde var olan ve yalancı ben’lerin altında gömülü bulu­nan insanın ta kendisidir. Her birey, insanı kendi için­de gömülü olarak tutan bir mezar gibidir. Her kişi, Al­lah’ın ruhunu içinde gizleyen kokuşmuş çamurdur. Her kişi, insan oluş tohumunu içinde saklayan bir tarladır. Kişi, eğer onun bilincinde olur, ona su ve güneş verirse, yetiştirip çiçeklendirirse, insan oluş ağacı mecazî ben mezarlığından kurtulup gelişir; Kökü toprağın derinli­ğinde [madde], başı gökte [Allah] olan temiz bir ağaç. [İbrahim Sûresi, 24] Bu böyle bir gerçektir. Bu insan oluş tohumunu varlığının mezarlığında çimlendirip filizlen­diren kişi, zafere ve kurtuluşa erişir. Onu toprağın altın­da gizleyense umutsuz kalmış ve bir yarar elde edeme­miştir. “Onu temizleyen kişi, felah bulmuştur. Onu ör­ten kimse de muhakkak ziyana uğramıştır.” [Şems Suresi, 9–10] Dolayısıyla her felsefe, her din ve her toplum, kültür ve eğitim sistemi, temel dediğinde, birey, toplum, insan ya da Tanrı’dan hangi ben’i temel aldığını açıklığa kavuşturmalıdır.

 

İslam’da ‘ben’ feda edilmekte, olumsuzlanmakta ve kurban edilmektedir. Ama bu, ne Allah’ta yok oluş ola­rak, ne de toplumda mutlak yitiş olarak -ki hiç olmaktır­- değil, bireysel ben’in olumsuzlanması ve yalancı, gös­termelik mecazî benin, varlığın ayağının dibinde ya da gerçek insanî ve aşkın bende yok oluşu olarak söz konu­sudur.

 

Acaba yine bir tür individualizme varmadık mı? Acaba gene şuna ulaşmıyor muyuz; ‘Ben’, varlık kaza­nan ve karşısında da bireysel bir benin olumsuzlandığı bir bireydir. Yine toplumun temel oluşuna, insanın te­mel oluşuna, ‘biz’in temel oluşuna ve ilahi zâtın, mutlak zâtın temel oluşuna ulaşmıyor muyuz? Acaba bu egoizm -­sonunda aşkın egoizm- değil midir?

 

Sakınırlık Değil Takvâ

 

Gerçek ben’le ilgili olarak “Gerçek ben, her bireyde gömülüdür ve insanla eşittir. Adı insan ve âdemdir” şek­linde yaptığım ilksel tanımda, göstermelik yalancı ben, aşkın insanî ben’e feda olduğunda egoizm ve individua­lizm [bireycilik] öğretisi gerçekleşmiş olmaz. Tam tersi­ne theisme [tanrıcılık], hümanizm ve bizcilik öğretisi bu şekilde gerçekleşmiştir. Çünkü mahkûm ve mecazî bi­reysel ben feda edilip aşkın gerçek ben bireyde rüşde erip filizlendiğinde, o aşkın ben, bireyde ve bende var olan insanî ben’imizdir. O, bireysel ben’de yer almış olan ilahî bendir. Dolayısıyla bu anlamda, insanî ben’e, aşkın ben’e dayanmak, kendiliğinden, insanî bize, toplumsal bize, mutlak zâta ve mutlak ben’e -Allah’a- dayanmak demektir. Allah’ın ruhu olan, âdem ve insan adını taşıyan ve artık bireylerden ayrı bir bi­rey olmayan bu ben, bir kişilik değildir. Bütün renkler, boyutlar, süsler ve birey olarak öteki bireylerden ayırıp belirginleştiren bütün göstergeler saf dışı bırakılmakta­dır. Bireyin belirginleşmesi olumsuzlandığında ortak insanî kişilik gerçeklenmiş olur. Bu özelliklerden yoksun gerçek varlık, insanî türsel varlığın, göreli bireysel ben­de mutlak görünüm kazanışın ta kendisidir. İşte böylelik­le her nefis, herkesle eşit olmaktadır. Bu yüzden, İs­lam’da nefsin öldürülmemesine çalışılmaktadır. Nefsin katli, her iki anlama da gelmektedir. [Nefsin öldürül­mesi, İslamî değil tasavvufî ve doğulu bir terimdir.] Ne­fis, beslenmelidir, temiz ilahi su ve havada, vahyin, bilin­cin ve olgunluğun ışığı altında, güneşin gülümseyişinde, ayın parlayışında, günün görünüşünde, gecenin gizleni­şinde göğün yükselişinde ve yerin yayılışında yetiştirilip filizlendirilmeli[3], temizlenmeli ve bütün belalardan, hastalıklardan, zaaflardan -ki bu insan ağacının olgun­laşmadan yoksun kalışına etkendir- korunmalıdır. Bu takvadır, olumlu, bilinçli ve bilimsel bir iştir; olumsuz bir iş olan sakınmak değil.



[1] Hegel bile bu tür saçmalıkları söylemektedir, İşte burada, kar­şılaştırma yapılıp bütün öğretiler aydınlığa çıkartıldığında, İslam'ın İnsanı değerlerinin ne olduğu da anlaşılmış olur, Bu yüzden: "Hüseyniye'de Budha dersi de verilmelidir!"

[2] Bu yüzden, kimi eleştiriciler "Kendisinden ne kadar çok söz ediyor, hep "ben, ben" diyor!" diye suçlamışlardı beni!

[3] Güneş ve aydınlığı hakkı için, arkasından geldiği zaman ay [hakkı için], ona parlaklık verdiği zaman gündüz [hakkı için], örtüp kapladığı zaman gece [hakkı için], sema ve onu bina eden, yeri ve onu döşeyen, her bir nefis ve onu düzenleyen, son­ra da ona hem kötülüğü, hem de takvayı ilham eden [hakkı için]: "Onu temizleyen kişi muhakkak felah bulmuştur, onu ör­ten kimse de muhakkak ziyana uğramıştır." [Kur’an 91/1-10]


         -        

 


Bu Yazı 10777 defa okunmuştur
 

 Bu haber için toplam 87 yorum yapılmıştır...

veysel menekşe 03-08-2009, 04:20:51
Sevgili Oğuzhan Özdemir!.
Felsefe okumamışmıydın sen? Nerelerdesin?Senin yorman ve yorulman gereken çok önemli bir yazı.
Öğretmenimiz'in bile içinden çıkabilmiş görünmediği çok çetrefilli bir konu . Adeta bir problematik...Adetası fazla. Tam anlamıyla bir problematik.Siyasetin yoğun ve yorucu gündeminden
sıyrılabilip(nasıl olacak sa?) asıl bu konu ve konularda yoğunlaşmak gerek değil midiir..?
Egemen Siyasal Erk ve Hegemonik Sistemi 'ni bir şekilde bertaraf ettikten sonra BİZ ne yapacağız;
BEN ne yapacağım?! Sevgili Ali k. de boş durmasın. O da düşünsün .Öğretmenimiz zor beğenen
biri. Bu açık .Biz de öyleyiz . Bu da açık..Öğretmen beğenmez; öğrencileri beğenmez.. Buyrun siz
yapın derler se ne yapacağız?.İSLAM alemlere rahmet olarak geldiyse bunu nasıl hissedip nasıl
yansıtacağız?.Ben nasıl olmalıyım ki Biz benden hoşnut olsun?.Biz nasıl olmalı ki ben bizden hoşnud olabileyim...Sizin şahsınızda öğretmenime soruyorum. Haydi cevap verin bakalım?..
Diğer okurlar da lütfen düşüncelerini söylesinler.".Ben ve Biz"sorunsalı çözümlenmeden başka hiç
bir sorunun esastan çözülemiyeceğini öğrenmiş olmamız gerekiyor. Öğretmenimiz de bunun için
çabalıyor.. Bu çabasında onu yalnız bırakmayalım çünki henüz çözümlenmiş değil. Çözen varsa beri
gelsin ve söylesin..BEN ne'yim? BİZ ne'yiz? VARLIK ne? ALLAH ne?...
Çok kolay ve basit gibi görünüyor öyle değil mi?! Oysa !.....Buyrun söz siz olsun!...
Wesselam.!
 
veysel menekşe 06-08-2009, 03:07:29
Ali k. ' ye !.
"İnsan Felsefesi" Öyle mi?..Güzel !..Nerden başlayalım Bayım ?..
Ben ' den mi , Sen ' den mi , O 'ndan mı ?.
"Ben " nasıl " Biz" oluyorum ve "Sen" nasıl " Siz" oluyorsunuz ?
"O" da var."Onlar" dan olan..Öteki ve Ötekilerden olan..
Felsefe birşey mi tarif ediyor yoksa tarif edilen birşey üzerinden kendi muhalif "momentum tarif'llerini"
mi ikame ediyor?
Felsefe Ne ' den ne 'yi anlamıştır da "Ne" nin yerine ne ' yi koymaya çalışmaktadır.?
Filozof ' un beğenmediği " Ne' lik" nedir?
Ve neden daima bir savacı-yalvaç-aziz edasıyla konuşur filozof?..
Ve niçin daima Din 'e yabancı - muhalif bir hal içreymiş gibi takdim edilir felsefe.?
Marx niçin filozof değildir ve Bakunin niçin "Kur'an sız Muhammed"olmak zorundadır ?
Ortalık " Allahperest Müslüman" kaynıyordur da; Birtek" Sosyalist Allahperest"mi eksiktir?
Neden müslümanlar sosyalist olmak zorundadır da ;
Sosyalistler müslüman olmak zorunda değildir?.
..........
Ne' liğimizin nesi noksandır da o' nu tamamlayacak olan" Felsefe - miz " olacaktır?.
Ve GAZZALİ niçin bu kadar haşindir felsefeye ?
Ve niçin bu kadar düşkündür felsefeye İBN- İ RÜŞD ?.
FARABİ' ye niçin bu kadar hor bakar da;THOMAS MORE' ye birşey demez ALİ ŞERİATİ ?...
Göklerin yüceliklerinde niçin muazzezdir de;
Yeryüzüne inince ince maraz(!)dır MEVLANA ?..
Hüseyniye-i İrşad' da BUDHA dersleri verilmelidir de;
Niçin sövülmelidir HALLAC'a üniversitelerde?..
"Ne"üzerine ne konuşacağız?
Ya Ali k. ?!
 
ali k 06-08-2009, 09:24:44
ali şeriati
tüm birey ve toplumları insan olmaya çagırıyor....
islamın metod ve hedefinin bu oldugunu yineliyor....
hayat her yönüyle iradelidir
ve bu tanrının tasarımıdır.....
insandaki öz,diger canlılardan farklıdır...
insan,tanrıya degin yürüyüşünü sürdürecektir...
ancak ,kendini bilerek
bilinçle.....
şeriati bir islam ideolojisi kurmak istemiştir....
medine vesikası benzeri.....
insanı,ademiyet ile açıklamıştır....
yoksa insan cevheri yerine oturmaz.....
özgürlüge ,insan olmak hedefi olarak bakmıştır.....
aslında kainatın tüm istenci tam insan-total hommedir....
bunun üzerinde durmak gerekir....
bilim bunun üzerinde durmalıdır...
tüm halklar kardeştir....
geleneksel yanlışlardan sıyrılmak,sömürüyü ber taraf etmek gerekir...
bunun için doğru bilgi ve bilinç şarttır...
ancak her toplum nesnel-tarihsel durumunu ademiyet ile değerlendirmelidir.....
devrimci-ahlakçı-özgürlükçüdür.....
 
veysel menekşe 08-08-2009, 05:19:23
Ali k .' ye !.
Selam !.
Sevindirici--gönendirici cümlelerini bir girizgah olarak kabul ediyorum..
Ama yetmez !..
Bu kadar suyla teyemmüm bozulmaz...
Harıl harıl kariz..
Gürül gürül zem zem.
Ben bilmezem İnsan Ne' dir Ene' l Hak' tan başka?!..
İnsan 'ın derdi ne dir bu fark u firaktan başka?.
Tüm birey ve toplumları bu fark 'a bu firak'a çağırıyor değilmiyiz ?...
Gel yine gel...Gurbettesin...Sılana dön gel... Aslına -- Kendine--- dön....Gel...
Tam İnsan eyy!..Total Homme !..Huu!..Kime diyorum haayy!...Kamil İnsan !..
Yolculuk nereye?..
.............
İnsan eksik doğmaz..Kendi doğasında doğar..
Lakin doğmaz kendi doğasına..
Buralarda mutsuzdur..(Leyl )
Buralarda huzursuzdur..(Deli) ..veysel veli.....
............
Uzaktan koşarak bir adam gelir.."Ey İnsanlar ! Ey ey ey !..."
............
Mutludur Leyl..
Huzur içredir Deli....
...........
Biz ' den biridir gelen.. Yeniden Biz eylemekçün gurbetteki Ben ' ler ' i....
............
Yolculuk başlar birazdan.. Hay ' dan Hu 'ya...Fi hi den İley hi ' ye...
.......
Paradigmadan söz edelim.. İdeolojiden değil..
Küll inşa edilmeden cüz bina edilemez..
İslami--insani---paradigma ' nın ihyageri 'ydi öğretmenimiz..Tam anlamıyla mimar idi..
Toplum Mühendisi değil !...
Geleneksel Doğrulara' da sahib çıkalım !
Yarının Geleneği de biz olacağız...
.........
Bu kadar girizgah 'a bukadar peşrev yeter!
İle kal.
Wesselam !
 
ali k 08-08-2009, 14:38:03
ademiyet girift bir konudur....
baglamı ve ilintileri çetrefildir....
gelenek,her tür gelenek bize yol gösterirken,
orada takınılıp kalınmayacaktır....
ademiyet,insan oluşu öz olarak anlatan bir yapıdır....
bu bakış tüm insanlığa münhasırdır....
kaba bir sosyalizm,kaba bir hıristiyanlık
kaba bir varoluşculuk
kaba bir müslümanlık tanımlarını aşan ve birleştiren
özsel bir tanım-eylem mihveridir...
niceliği göz ardı etmeden nteliği yakalamaktır...
ademiyet,insan olabilmek ilişkisidir....
saydıgın insanlar çift yönlü ele alınırsa
dönemleri göz önünde blundurulsa
süreç-oluşum dikkatle incelenirse ademiyett konumlandırılabilir
sosyalizmde
islamda
milliyette
kapitalizmde veysel....
nicelik-nitelik-öz
bağlamı yetkin değerlendirilmelidir....
 
veysel menekşe 10-08-2009, 04:51:54
Fena fi el Allah , Beka bi el Allah anlamna raci dir.
Allah "şah damarımızdan daha yakın "dır,,
Şeriati "Allahsıyorum. O halde Varım !" Demek mi istiyor...
"Ben' i bende demen, bende değilim"
"Bir Ben vardır ben' de benden içeru"diyen Yunus Emre;
Bir " Külli Ben'lik" anıştırması yapıyor olmasındı sakın ?...
Sufizm..! Hangisi?. Sorusunu da biz soralım mı öğretmenimize?.
...............
Soru' nun sorumluluğu cevabın yükümlülüğünden daha ağır değil se..
Cevaptan daha zalimdir soru....
...............
M. İkbal ....
Mevlana' nın ayaklarının dibine ne 'yi kimi atıyordu?..
..............
Hac; sosyoloji konusu olabilir..Fakat hangi sosyoloji ?
"Metodolojin kadar konuş !" mu demek istiyor bana saygı değer Veysel'in sevgili Ali k. si ?
Bilim adamı- Akademisyen değilim..
Metodolojim de yok...
Virüssever bir bilgisayar başında..
Serbest Radikal (!) bir seslenilen-siz' im işte...
Windows kopyası ; Orijinali tarafından doğrulanmadığı için..
Messenger Live ' i marjinal kalmış çağdaş bir gerici yim işte...
Bilgisayarın içinde de bilgisayardan başka bir bilgisayar var heralde...
O yüzden ben; Ben' im bu bilgisayara bilgisayar demiyorum arkadaş...
Varın siz ne derseniz deyin.
...............
"Gel de yüzyüze- ruberu-- konuşalım !" diyen bir er yok mu dur? Ey ya erenler!.
...............
Başkaca nasıl BİZ olableceğiz ki?
...............
Yoksa internet bizmiyiz abi?
...........
 
veysel menekşe 11-08-2009, 00:23:38
Saygıdeğer Veysel'in sevgili Ali k. si. !.
Seni okumak beni heyecanlandırıyor..Dingin ve müteharrik bir haz ikram ediyor kısa sözlerin.
Seni okudukça açılıyor içim ve fakat sen beni okudukça içine kapanıyorsun galiba..
Ama olsun..Akademisyenler böyledir.Hata etmeye korkarlar.. Haklıdırlar da..İtirazım yok..
.........
Gelenek orada takılıp kalan değildir..
Orada takılıp kalan "Tarih"tir. Gelenek se Tarih değildir..
Traditional (esatir ) de geleneğe tekabül etmez..
..........
Kabul edilenin aksine şöyle bir hayırsever de değildir gelenek:
Hazır bir yol veya gizli bir bir hazine vardır da onun haritası da O'nda bulunmaktadır..
Tapınmada kusur etmezsek bu haritayı verivericektir meccanen...
O halde bize düşen; tevarüse tapınıp ;
Eskiyoldan Kayaş'a aktarmasız gidivermekten ibaret olacaktır.
"İnecek var!" diye basbas bağıran yeniyetme talihsiz terbiyesizlerin Tarihsizliklerine de.
Gözyaşı dökmekten de geri durulmayacaktır hakeza binaenaleyh mamaafih.
..............
Gelenek hazır bir yol gösterip "yürü ya seyyah!" demez bayım..
Gelenekçiler bayılır bu türden hazır huzur menkıbelerine ammaaa;
Yolda düşüp bayılanlar da onlar olagelmiştir daima.
Bu yüzden gelenekçi değiliz biz..
Geleneğin ta kendisi olarak hemi de.
Hamd ü Lillah!..
............
Ne geçmiştir de ne gelecektir Allahaşkına?!..
...............
Nicelleşmeyen Nitelik ; Nihilizme götürür..
Niteliksiz nicelleşme de Faşizm'e...
Anla gari!..
..............


 
veysel menekşe 11-08-2009, 01:22:24
Ademiyet yokluk anlamına da gelir..Hangi ademiyet,hangi yokluk?
Beşeriyetini--Nefs--öldür..İnsaniyyetini---Ruh---dirilt.
Allahta Adem ol..Allahla Adem ol.. Allah'a Adem ol...
Allah'ın ahlakı ile ahlaklan...Boş durma...Sen de Allah'ın mukallidi ol...Halk et...
Allah'ın Halifesi olsun da O'nun gibi davranmasın?..Olacak şey değildir...
Hallac ne deseydi ya!?..
....................
Adem ; Batı dillerinde de aynı form kelime ile ifade edilir..
Adam(edım)....Dame ...Dom...Edmond...Dıamond...Demo(krat) bu çok ilginç..
Kıngdom...Bu da çok ilginç...Duma (Rusçada meclis..Daha da ilgi çekici...)
Dom(Romence de Tanrı anlamında ...Çok çok ilginç...)
..................
Adem sadece erkek adı da değildir..
Kadındaki ademiyet vurgusu için...Düşündürücü bir kelime: Ma-dame
Evli kadınlar için kullanılması da dikkat çekici...Ben iken BİZ mi olmuştur?
.................
Dans niçin kutsanır?.....
................
Halay... Horon....Topluca Ayinler..Merasimler...Düğünler...Şenlikler....Bayramlar...Kandiller..Noeller...
Niçin kutsanır?..
..............
Evet!... Show yapıyoruz!...İyi ama seyreden kim?...
.............
Hacc'.....Son ayinimiz...Son gösterimiz olmasın sakın..?!..
...........
Ben'in niteliği; Biz' in niceliğine evrilmiştir...
Nice bayramlara...Nice biz bize bayramlaşmalara sevgili Ali k. !...
Wesselam!.....
 
ali k 11-08-2009, 08:51:59
saygıdeğer veysel,
ali şeriatinin insani paradigma mimarıydı sözüne aynen katılıyorum...
asl yapısı buydu....
keza tam bir toplumcuydu....
o,toplumun yapısına göre özcü bir sistemden bahsetmiştir...
bende serbest radikalim...
yazmak kadar ulvi bir eylem yoktur
anlayana.....
hegeli-marksı-sartreyi-ikbali-gurvitchi-fanonu -lumumbayı toplumsal yaklaşımları dolayısıyla över....
aynı zamanda bir halkçı-millici
devrimci-enternasyalist
inanç-ütopya ve ahlak adamı değilmidir?
rastgele sallamadı bütün bunları....
yer ve zamanına göre izah etti...
ben -biz izahına bu silsilede gitti.....
nietzche-moore veya mevlana-suhreverdiye olumlu bakışı aynı düşündüğü anlamına gelmemeli
o,büyük-tek ve özgündü....
aynı zamanda kurana aykırı tek bir cümlesi varmıdır?
türke ve kürde ait
irana ait yaklaşımlarınada iyi bak veysel....,
 
ali k 11-08-2009, 09:48:46
halkın peygamberi,halkın Allahı tabirini kullanan ali şeriati değilmidir?
nasıl bir bireyci ,nasıl bir toplumcudur inceledinmi
ham bir kapitalizm düşmanlığımı yapıyor
sosyalizm taraftarlığı mı?
cezayir sömürüsüne tavrı ile lumumba gibi bir hıristiyanı niye aynı kefeye koyar
niye dinsizde olsa adil bir yöneticinin gerekliliğinden bahseder.....
ademi-insani oluş ve nesnel-dönemsel gerçeklik zıtlığını niye bir araya toplar?
 
ali k 11-08-2009, 10:08:28
hangi sosyoloji-hangi felsefe -hangi dinmi?
veysel,
sence babilde-mısırda,çinde v.s
sosyolojinin,psikolojinin,tanrı anlayışının,ahlakın,temelleri yokmuydu
bunlar giriftir ama izahı bütünlükçü yapılabilir
sen tanrıdan ne anlıyorsun sorabilirmiyim?
 
veysel menekşe 11-08-2009, 21:10:56
Hay Allah iyiliğini versin sevgili Ali k.
Lumumba' da nerden aklına geldi? Aklını severim senin.Gel şöylebir kucaklıyaym seni..Muck!.Oh be!
Canım kardeşim benim!..Aklına yüreğine; kalemine bileğine sağlık..Al bir de "çak" sana.!..
Ne diyeyim ?Gittikçe açılıyorsun..Açıldıkça bal damlıyor ağzından.
Ben de biraz süt sağayım istersen..İkisi beraber iyi gelir vereme siroza ve cümle iç hastalıklarına...
........
O'nlar gibi düşünmesi gerekmez..
Hissetmesi yeter..
Düşünce; konjöktür etkisine açık formel bir zihinsel duruş'a tekabül eder.
Duygu-his; konjöktürü etkileyen norm-el durum'un coşku ve hüznüne karşılık verir.
Form değişir ..Norm totaldir.Sabitedir. Değirmen'in mili gibidir norm.
Bilim-Akademi formel düşünür. Normu an içinde formüle eder.Kullanılır hale getirir.İşi budur..
Norm bize verilendir.Bizimle birlikte var edilendir.Ruh'undan üflediği neyse o.
........
Büyük,tek ve özgün oluşu ansaldır.Kadim zamanların hediyesi olarak..Küçük Prens' imiz olarak.
Külli Ben(Biz) in ansal mümessili; en yetgin biricik öğretmeni..
.......
Ahlak adamıydı..Doğru..Ama idealist bir ahlakçı değildi..
Ben ahlakçı vaizleri sevmem Ali k..Nefret ederim onlardan..
Ve etik denen şeyin ne olduğunu da sen söyle bana....Ahlakla ne ilgisi var?
Su,Ekmek ve Tuz' u da sen anlat bana Ali K..
Ne anlıyorsun bunlardan?
......
Benim Tanrı'dan Ne anladığımı hala anlamadıysan..
Ne anlatayım ben sana?.
Bizim sokak kedilerine sor.
Onlar sana söyler.
Tanrıdan ne anladığımı.
Wesselam!.
 
veysel menekşe 11-08-2009, 22:20:21
"Söylenmemiş söz yoktur!"Doğrudur.Ve fakat işitmemiş kulak ve/veya unutmuş hafıza vardır.
Hafız'lık deyip geçme Ali k. ! Kur'an hıfz ile korunmuştur.Yazı ile değil. Mana hıfz edilirse yazı mana-
ya tabi olur.Yol oğlu ; Hal oğlu dur da..Dil (gönül )hal'in hafızı, Yolcu da Yol'un hamili değil midir?..
Kevir' i iyi oku Ali k.
"Evren Kitabı 'nın Fatiha'sı ; Hazreti insan dır"der kimi devrimci dervişler..
Şehid nasıl tarihin kalbiyse; Öğretmenimiz de o kalbin günümüz dili günümüz gönlüdür...
Biricikliğine şaşmamak gerek..Bu; böyledir..Bizleşen insan daima biriciktir.İsterse çöpçü olsun...
Nur-u Muhammedi 'yi Nur-ul İnsan anlamak gerek..
Bunun metafizikle bir ilgisi yoktur. İlgisi karşı Din üretir.
Halkın Allah'ı..Halkın Peygamber'i..Halkın İmam'ı...Halkın Veli' si...
Halkımız hepsini de iyi tanıyor bayım!
Unutmuş filan da değildir..
Ali Şeriati dahi Veliyül İnsan, Veliyyül Halk olarak elhak Veliyullahtır..
O'nu çok sufiye okuttum.."Daha yokmu? "dediler.Verdim. Gene istediler.."işte!"dediler.
"Gerçek Veli bu!"..
........
Kim İnsan Sesi duyar da kulak vermez bayım?
Meğer se Ateist olsun!
.......
Che'nin yüzüne bak.Ömer Muhtar'ın yüzünden ne farkı var?...
Malcolm'un yüzüne bak.Lumumba'nın yüzünden ne farkı var?
Robin Hood'un yüzüne bak.Hasan Sabbah'ın yüzünden ne farkı var?
Giyom Tell'in yüzüne bak.Jumong'un yüzünden ne farkı var?
Cangema'nın yüzüne bak.Hacer'in yüzünden ne farkı var?
Fark göremezsin.
Hepsi de Keremallahuvechehtir.
Vesselam !..
 
veysel menekşe 12-08-2009, 01:58:50
Bir dokunursan binah işitirsin bu aşık-ı Ali den ya Ali k. !
Herakleitos mu; Demokritius mu?
Ağlayan Felsefe mi Gülen Felsefe mi?
Aristo mu; Sokrates mi?
Hiyerarşik (Hero' tik) Felsefe mi; Anarşik(Humanitik) Felsefe mi?
Konfüçyüs mü ; Lao Tzu mu?.
Konformist (formel) Felsefe mi ;Taotik (Normatif) Felsefe mi?
Marks mı ; Bakunin mi?
Determinist Felsefe mi; Diyalektik Felsefe mi?..
Sosyoloji ' nin babası kimse kim?..
Anası ağladıktan sonra farketmez..
"Halil Cibran Sosyolojisi" diyorum ben.Adını böyle koydum ben.Soyadını da sen söyle bari de.
İyice anlaşılsın..
Davud 'un Rebabından bihaber sosyoloji;
Kazak Abdal Psikolojisinden de anlamaz sevgili Ali k..
İmam 'ın da evrad ' ına söven psikolojimizi anlayabilseler di..
Akineton deposuna çevirmezlerdi Akinolu Thomas'ın torunlarını..
Bu arada da kahrolsun Allahsız Modern Psikiyatri tamam mı sevgili Ali k..
Köküne kıran girsin..Yingilbaş dökülsün..Zakkum'un bekini yesin hemi de..
Erasmus' unan Gündüz Wassaf 'a da helal olsun bu arada ve.
Oğuz Atay' a da rahmetler olsun hemincik..
..
Ölü Ozanlar Derneği'ne üye misin değil misin onu söyle bana sen!
Pal Sokağı Çocukları ile aran nasıl..
Kemalettin Tuğcu'ya hiç Fatiha okudun mu? Onu da söyle bana.
Ya İhtiyar "Eskici" ile birlikte hıçkıra hıçkıra ağlayabildin mi?.
Dünya'nın her yerinde daima Filistin yaşayan mülteci gençlerle kafayı üşütüp;
Hacı Bayramda topladıkları sadakalarla ismetpaşa birahanelerinde..
"Li Beyrut" inleyip ağladın mı hiç?
Ah kalbim !.
 
ali k 12-08-2009, 09:53:51
veysel,
bu durumda kuranı evren ve tüm zamanlar açısından nereye yerleştirecegiz....
bölgesel bir kazanımdan başkaca bir şey olmayacakmıdır....
idealism-materyalism-tasavvuf-kelam-felsefe-marksizm v.s gibi mutlak bloklarmı oluşturacağız..
peygamberin dimağı ve eylemleri sanıldığı gibimidir....
gerçekçi olarak ve coşmadan bu bağlantıyı nasıl kuruyorsun....
kuran-peygamberlik açılımı donmuşmudur....
tamam sen öylesin....
ancak bu kopuklukları kim giderecek....
ayrı ve mutlak zihin ve eylem kesitlerimidir hayat...
ANLATABİLDİMMİ....
YAZDA BENDE CEVAP VEREYİM..
 
ali k 12-08-2009, 10:32:25
ah veysel-vah veysel
aziz kardeşim...
keşke coşkuyla biz ,tüm zamanların dimağını ortaya koyabilseydik...
ancak bilimsel bir evrensel altyapı kurmadan coşku bile tarif eedilemez....
muhammedin(a) neliği meçhul...
diyalektik olarak bakan kaç kişi var...
bölgesel ve akıl dışı bakıyoruz...
tamam histe....
hissinde bilimsel-evrensel izahı olmalı.....
tamam lumumba-giyom tel-cangema v.d
bunların izahını hangi kıstas-baglam bütünlüğü ile yapacağız....
hıristiyanlık-marksizm-millilik-yenilik-modernlik-vahiy-logos v.d...
hep bölgeselmi veysel....
ahlak bölgeselmi veysel....
akıl-his bölgeselmi.....
bunların doyurucu izah ve ilintisi nedir.....
yazda ben cevap vereyim....
 
veysel menekşe 16-08-2009, 23:36:35
Bölgesel değildirler.
Bölgeselleştirilmiştirler.
Muhammed' in ne' liği meçhul değildir.. A. Şeriati bu ne'liği icad etmemiştir..Keşfetmiştir.
Keşf arayışın ve bulunuşun müşterek Çocuğudur.
Akıl ve His birbirinden farklı ve birbirinin karşıtı değildir.
Kategorik ve Hiyerarşik düşünüş idealizm doğurur.Diyalekt ; İdealizm karşıtıdır da...(acaba?)
Bilimsel ve Evrensel Altyapı ' nın içini doldur.
"Diyalektik Bakma"nın izahını yap.
Biz (Sen de dahil ); bölgesel ve akıldışı bakmıyoruz. Bütünüyle Coşkunuz.....Çok ça saydım.
Her Ulustan,her ırktan katılımlı coşkun bir ümmet.
Sen de bana (çok değil) beş akıllı adamının adını say.
Ben de sana cevap vermeyeyim.
Anlamaya çalışayım.
Ah vah etmeden.
Aziz kardeşim.
Ali.
k.

Wesselam!..
 
ali k 18-08-2009, 10:25:00
evrendeki bilinç,maddeyi ve tüm zamanlar ile toplumsal dönemi sarmıştır...
evrende nesnel süreçte rastlantıya yer yoktur....
idealizm ve materyalizm özde birleşirler...
marks ve hegel bunu görürken
ali şeriati bu durumu tabir caizse batıda logosa karşılık gelen bir içerikle izah etmiştir....
diyalektik bakış,batı ve dogunun kesitsel ,dönemsel bakışını red etmez
ancak ikici yapısını tevhid eder.....
ve ademiyet-insanlıkta birleştirir....
insan evrende kendisini ,kendi iradesinin dışında bulur,cografya-cinsiyet-milliyet toplumsal gelenek v.s vasıflarını kendi belirlememiştir...
toplumunda sınırları ve imkanlarıyla kendini ve kimligini belirlemeye başlar
evrensel iradenin belli bir yereinde öze vakıf olmadan durur...
diyalektik bakış evrendeki bu çok yönlülük üle insan konusundaki dinamik bakış ve bir bütünlük prenibi çıkarma ameliyesidir....
mutlak materyalizm,evrendeki bu çoklugu maddeye inhisar ettirirken
idealistler tanrıya ,ruha,tine,bilince indirgemişlerdir....
oysa ikisi eşit agırlıktadır...
tanrı ayrı bir yapıdır...
fakat insan bunların ölçülü bir birleşimidir....
evrensel bilinç düzeyine varan insan,bilinçli olan süreç ve evrenle kendi seçkinliği doğrultusunda iletişime girerek kendisi-adem olur....
salt bilinçle donanan insanda ,evreni kuşatan saltık bilincin tezahürleri gerçekleşir....
diyalektik-bilimsel bakış
ne marksisttir
ne hegelistir
oluş ve akışın ademi izahıdır....
evrensel irade ve tanrı varlıgı kesin olmakla birlikte öznel-subjektif
 
ali k 18-08-2009, 10:30:57
subjektifttir....
dediğin gibi biz coşkunuz...
diyalekti bakışı batılılar
rasyonel akılcı planında ele alırken biz aşk -namus -maverai bakışı-temaşayı da aynı ağırlıkta katıyoruz
yüreğide..
ancak yürek menşeili düşünmek ,aklı iptal etmemelidir....
 
ali k 18-08-2009, 10:55:03
diyalektik
mutlak tarihi belirlemenin yerine
insan planınnda bilim ve yüregi ,seçme ve degerlendirmeyi koyarak
tam insanı bulma grafik ve egrisidir..
kısaca diyalektik
tümüyle sürecin gerçek dolanımıyla ilgilenen bir bakış ve yöntemdir....
evreni saran yapıyı keşiftir....
evren dilini tanımaktır sonuçta...
diyalektik
evrenin yatışmaz yapısına dair bütüncül bir felsefe ortaya koyabilme yöntemidir...
derlerki,muhammed diyalektikçi değil..
hayır....
tam bir diyalektikçidir..
akıl ve yüregi ile tanrısallığı keşfetmiş
topluma dönerek hakikatı bildirmeye
bir süreç ve ilerleme dogrultusunda bildirmeye başlamıştır...
 
ali k 18-08-2009, 11:17:36
kısaca aziz kardeşim
tarihler boyunca evreni ve toplumsal sürecin işleyişini
mutlak materyalizmve mutlak idealizm başat olmak üzere
bunların değişik yapılanmaları olan demokrasi,laiklik,milliyetçilik,sosyalizm,varoluşculuk v,s gibi yapıların kavram ve eylemlerinin dogru bir şekilde izah etmeye diyalektik bakış denir...
bunun bilimsel izahıda ademiyet ile yapılır....
 
ali k 18-08-2009, 12:15:13
mutlak olmamak üzere
göreceli olarak verilebilir...
batı düşüncesinin son döneminden 5 isim vereyim...
nietzche
bakunin
marks
sartre
veber
 
ali k 18-08-2009, 12:28:35
hadi 5 tanede islam dünyasında vereyim
ali şeriati
m.ikbal
c.afgani
m.bin nebi
begoviç
 
ali k 18-08-2009, 13:35:48
veysel,
düşünceyi ve izahı tam anlamak gerekir...
göreceli olarak akıllı insanlardan bahsettim....
şunada kimiliri üstün akıl diyebilir....
çeşitli biçimlerde dünya hakimiyetini elde ettim...
nicel kutuplaşmalar çıkartarak hakimiyetimi sürdürüyorum....
bu akıl üstün akıl degil....
veya kapitalizm,sosyalizm,din,demokrasi üzerine ayak oyunları ve etik olmayan şekilde yaslanarak nemalanıyorum buda akıl değil....
akıl geregi tüm yönleriyle bir insan stratejisi içinde bulunmak,kendi aklına bu dogrultuda yön vermektir...
korku ve istismarla tepelere çık bu akıl akıl degildir...
heyhat.....
 
veysel menekşe 21-08-2009, 07:15:13
Ara Sözler...Güzellemeler ve reddiyeler
Güzel Ali k. Güzel..
Bana itiraz noktasında yönelttiğin kimi sorulara kendin yanıt vermişsin.
Sokratvari kurnazlığım işe yaradı demek.
Birbirimize öğreteceğimiz; birbirimizden öğreneceğimiz çokşey var daha.
Kuşatan Bilinç - İrade- i Rahmani - ye karşılık veren dialekt yüz hangi yüzdür?.
Bunun farkına Bakunin varmıştı da Marks' ın gözü kör müydü?
Aynı körlük Niecstzhe ve Sartre'de de vardır.Bir tür renk körlüğü.
Modernite sadece tanrı' yı değil felsefeyi de öldürmüştür.
Bir dialekt uğruna onca güneşi sen de batırma ya Ali k.
Senin özde birleştirdiğini ayırıp paramparça etmek için öylesine didindiler ki.
Ortada makine yağıyla beslenen obur bir robottan başka birşey kalmadı.
Tanrıyı anlamadıkları halde ona öykündüler.O' nun kahhar ve cebbar gücüne imrendiler.
Evrende içkin olan bir diğer iradeyye bile bile gözlerini kapadılar..
Işık (ILLIMUNE) Onları kör etti Ya Ali k.!.
Cibran güzellemelerim bu yüzdendir.
Saydığın isimler sadece intellect' tirler..İki dilim tereyağına veya rockfor peynirine ..
İncilden kalan neleri varsa vermeye hazırdırlar..
Bakunin öyle değildir..Sartre de sadece daha onurlu( kibir ) dur.
Weber se daha kurnaz.. Şark kurnazlığının batılı mümessili..
Begoviç pragmatik politika mütecavizinin kurbanıdır.
İkbal Bizden biridir..Ancak Biz siz di..O da bunun farkındaydı..Gözü de Şiraz'daydı.
Sebzivar Şiraz'a Qum' dan ve Lahor'dan daha yakındır.. anla gari..
Ali Şeriati Sebzivar' lıdır.
 
veysel menekşe 21-08-2009, 08:11:34
Sebzivar Paris' e Frankfurt'tan daha yakın; Londra 'dan daha yüksektir...
Şao lin ve Koguryo; Sebzivar'a bir sigara içimlik mesafede iken;
Kyoto' ya ve Kahire'ye en az dört nargile mesafesindedir ve heyhaat.
ve fakat; Üsküdar neresidir bir türlü göremez bu Sebzivar canan' ım benim!.

Afgani ve Öğrencileri ; BİZ ' i başka başka yerlerde arayan BİZ 'lik Ben' lerdendi..
Hastalığın farkına varmışlar ve fakat ;
Alamut'a oğulotu,zencefil ve peygamber çiçeği toplamaya gidecekleri yerde...
Alplerde Trüff Mantarı toplamayı tercih etmişlerdir.
Müzevir Molla Kasım vaziyeti çakar çakmaz Münzevi Merkez Efendi'ye haber uçurmuş ve..
El birliği ile bu bizdenlik benleri bizden etmek için taaaa Necid Çöllerine sürgün ettirebilmeyi..
Binbir kurnazlıklarla başarabilmişlerdir..
Alpler' e Trüff' e gideken; Alamuttaki safrandan da olmak buna denmez de ya neye denir ya?
İllimun böyledir. Ya külliyen kör eder yahut kamaştırıp kısmen tavuk karası..
Pardigmamızın yeniden ihyası için.
Daha derin ve daha yüksek nazar-ı sahihler gerekir ya Ali k.
Günü ve/ veya mahallenin namusunu kurtarmak adına;
Mütegallibe gözlükleriyle bakamayız dünya'ya ya Ali k.! C. Meriç'in kulakları çınlasın.Ruhu şad olsun
Ömer Muhtar' ın(r:a) dediği gibi..
"Onlar bizim öğretmenimiz değildirler ya Ali k.!.
Olsa olsa "Bilmiyorlar"dan olan zavallı düşmanlarımızdırlar.
Ve fakat biz onlara düşman değiliz ya Ali k.!.
"Başka alemlerden farkımız "da budur işte!...
Wesselam!..
 
ali k 25-08-2009, 08:44:18
aziz kardeşim,
nietzcheyi,bakunini düşman,
begoviçi pragmatik addettin...
geriye bir tek şeriatiyi bıraktın...
nietzche yanılmış olablir,ancak üst insanı-gerçek tanrıyı arıyordu...
bakunin,devrimci-adil bir özgürlük peşindeydi...
begoviç tek başına halkı için sıkıntılar çekti...
veberin protestanlık yorumundan şeriati bile etkilendi...
bunları düşman addetmek,tüm diger yorumlarınla çelişkiye düşmektir...
bunları tanırken,dönemlerinin özelliklerini iyi bilmek gerekir...
bende tasvip etmiyorum....
yer yer,çogu zaman...
ancak önemli tahliller var...
gelişme açısından
kapitalizme,anarşizme,protestanlıga,batı islamına bulundugu içerik ve konusunu degerlendirme baglamında....
bir insan bilim ve felsefesi inşa ederken ,tüm bunlar evrensel-ilahi süreç ve oluşumun neresinde duruyorlar...asliyetleri nedir?
problem budur....
eleştirel bakıştır...
şu bir gerçektirki,en azılı şirkin içinde tevhid gömülü bulunmaktadır....
bunlar farklı bir bizlik-tanrılık peşindemi koşmuşlardır...
yoz bir benliklerimi vardır?
 
veysel menekşe 25-08-2009, 23:22:33
Sevgili Ali k.!
Yanlış okumakta ısrar edişini anlamakta güçlük çekiyorum inan.
Saydığın isimleri düşman ilan ettiğimi nereden çıkarıyorsun?!
Hele hele Bakunin için söz konusu bile olamaz.
Niecszthe' ye öfkeli; Marks' a kırgın ve Sartre' a da asabım bozuk.
Bu da onlara olan dostane bakışımdan kaynaklanıyor.
Begoviç benim de Bilge Kral' ımdır.
Sevgi ; eleştirel bakmayı engelleyen bir görmezden geliciliğe neden olmamalı.
Öğretmenimizi de eleştirebilmeliyiz.
Gerçek sevgi onların sevdiğini de sevmektir.
Onlar eleştirmeyi de eleştirilmeyi de seven insanlardı.
Ve daha çok bu yönleriyle sevilen insanlardı.
Bu karşılıklı değerlendirmeler benim için ummadığım derecede değerli ve yararlı oldu.
Seninle gerçek yaşamda tanışabilmeyi hep özleyeceğim.
Seni ve o güzelim değerlendirmelerini; haketmediğim o güzel övgülerini hep tatlı bir gülümsemeyle
yad ederek kalbimde saklayacağım..Ve bir gün bana verdiğin e-mail adresinden sana ulaşmaya çalı-
şacağım.
Ali dost Güzel dost!.
Hep böyle kal ; masum kal e mi?!
 
ali k 31-08-2009, 09:22:21
aziz kardeşim,
ben hayatta oldugum sürece her zaman beklerim...
bizim yüregimiz .sizin gibi fikren doygun insanların özlemiyle atıyor yıllardır...
keşke ,bugün ögretmenlik yaptığım konya ilinde kalmış olsaydınız,veya ben sizin bulundugunuz yerde olsaydım ne iyi olurdu...
sitedeki her arkadaş içinde duygularım öyledir....
ama size ben ilim adamı olarak bakıyorum samimiyetle...
 
 

BU KATEGORİDEKİ DİĞER ESERLER

İSLAM BİLİM; DERS-11 [Bölüm 2]
İSLAM BİLİM; DERS-9 (Bölüm 2) : Ben ve Biz
İSLAM BİLİM; DERS-10 [Bölüm 3]
İSLAM BİLİM; DERS-6 (Bölüm 2)
İSLAM BİLİM; DERS-2
İSLAM BİLİM; DERS-12 [Bölüm 2] / MARX’IN HAYATININ ÜÇ DÖNEMİ
İSLAM BİLİM; DERS-10 [Bölüm 1] / Kur’an ve Öğretiler Açısından Tarih
İSLAM BİLİM; DERS-1
İSLAM BİLİM; DERS-9 (Bölüm 1) - Hac; Tevhid ve İslam’ın Özdeş Cisimlenişi
İSLAM BİLİM; DERS-6 (Bölüm 1)
İSLAM BİLİM; DERS-11 [Bölüm 4]
İSLAM BİLİM DERSLERİ BAŞLIYOR / 23.03.2009 DAN İTİBAREN
İSLAM BİLİM; DERS-7 (Bölüm 2)
İSLAM BİLİM; DERS-10 [Bölüm 4]
İSLAM BİLİM; DERS-5 ( Bölüm 2)
İSLAM BİLİM; DERS-9 (Bölüm 3)
İSLAM BİLİM; DERS-10 [Bölüm 2]
İSLAM BİLİM; DERS-7 (Bölüm 1)
İSLAM BİLİM; DERS-8 (Bölüm 4) - Cehalet, Çıkar ve Korku; Beşeri Sapmanın Temel Etkenleri
İSLAM BİLİM; DERS-8 (Bölüm 2)
İSLAM BİLİM; DERS-9 (Bölüm 4)
İSLAM BİLİM; DERS-12 [Bölüm 1] MARX’IN HAYATININ ÜÇ DÖNEMİNDE MARKSİZM
İSLAM BİLİM; DERS-3
İSLAM BİLİM; DERS-4
İSLAM BİLİM; DERS-5 ( Bölüm 1)
İSLAM BİLİM; DERS-11 [Bölüm 1] : TOYNBEE’NİN TEZİ VE “TARİHİN HAREKETE GEÇİRİCİ ETKENİ”
İSLAM BİLİM; DERS-11 [Bölüm 3]
İSLAM BİLİM; DERS-8 (Bölüm 3) - Alinasyon
İSLAM BİLİM; DERS-8 (Bölüm 1)
 
 
 
 

 

nike huarache Scarpe Abbigliamento Asics nike blazer michael kors Adidas Scarpe Ray ban nike flyknit longchamp scarpe converse nike free air jordan scarpe da calcio nike cortez Cinture air max new balance Scarpe nike roshe louis vuitton Ray ban adidas oakley converse Scarpe Adidas scarpe Nike Adidas superstar air max
new balance nike air max adidas nike roshe michael kors air max nike free nike blazer new balance oakley converse Scarpe Adidas nike huarache Scarpe Ray ban scarpe converse Adidas Scarpe Abbigliamento Asics Scarpe air jordan scarpe da calcio nike free nike cortez nike flyknit

www.aliseriati.com         www.aliseriati.net        www.aliseriati.org

NETWOR YAZILIM