İçeriğe geç
15 Ağustos 2026, Cumartesi
ALİ ŞERİATİ Bir Şehid, Bir Şahid
MEMLEKET MESELELERİ

Dikkat! Kitap!

Bir kimsenin belli bir kitabı canla başla ele geçirmek isteyişi ve sonra kitaba dalarak kendini unutuşu, okumanın düşünsel yüce bir aşamada bir süreç olduğunu kanıtlar. Basımevlerinin siyah boyasına bürünmüş kitabın bir yerinde beyaz üzerinde siyah, diyelim şöyle bir cümleyle karşılaştı okuyucu: “Yeşil mantosunun yaka…

Yazan Heinrich BÖLL· · 1 dk okuma · 13.060 okunma
Normal

Bir kimsenin belli bir kitabı canla başla ele geçirmek isteyişi ve sonra kitaba dalarak kendini unutuşu, okumanın düşünsel yüce bir aşamada bir süreç olduğunu kanıtlar. Basımevlerinin siyah boyasına bürünmüş kitabın bir yerinde beyaz üzerinde siyah, diyelim şöyle bir cümleyle karşılaştı okuyucu: “Yeşil mantosunun yakalığı üzerine gevşecik dökülmüş siyah saçlarını gördü…” Hemen bu cümlenin ardına düşer, bir başka dünyanın kapısından ayak atar içeri; işitmelerin, koklamaların, aç kalmaların kendisini beklediği bir dünyadır bu, iki yüz, üç yüz sayfa boyunca minicik harflerin peşinden yürüyüp gider; adeta uzun bir iplikten daha fazla bir şey değildir söz konusu harfler, incecik, kolaylıkla kopabilen bir ipliktir. Kendini içinde bulduğu labirentte okuyucunun önüne düşer iplik, onu çekip götürür; ancak kitaptaki en son harfi okuduktan sonradır ki, iplik kayıp gider elinden.

Bu iplik, yan yana dizilen satırlardan kotarılan bu ince zincir, satır aralarının oluşturduğu labirent içinde okuyucuyu alıp götüren, ilerilere taşıyan bir kılavuzdur. Bu beyaz ateş hattıyla müthiş bir olay gerçekleşir: dil dünyaya dönüşür, dünyadan da fazla bir şey olup çıkar, çünkü dünya tartıya ve hesaba gelmez bütün özünden soyutlanıp alınır, sözcüklerden sonsuzluklar doğar ve temiz bir kitapevinden alınan, güler yüzlü ve nazik tezgahtarların paket yapıp buyur ettiği, üzerine koruyucu cici bir kapak geçirilmiş bu küçük kitap yaman ve tehlikeli bir nesneye dönüşür: okuyucuyu tutsak eder kendisine, içine düştüğü labirentin en son köşesine de ayak atmadan yakasını bırakmaz.

Düşüncenin tehlikeli sayıldığı her yerde her zaman ilk başta kitapların yasaklanması, gazete ve dergilerin sansürün eline teslim edilmesi rastlantı değildir: iki satır arasına, bu minicik, beyaz ateş hattına dünyaları havaya uçurmaya yetecek kadar dinamit depolanabilir. Polonya’da Ekim Ayaklanması’ndan önce kimi gazete nüshaları “mukaddes emanetler” gibi elden ele dolaştırılmış, başyazılar inanç dogmaları gibi herkes tarafından birbirine okunmuş, kitaplar ayaklananların istedikleri ekmek kadar değer kazanmıştır.

Kitaplar yumuşak başlı, halim selim dostlar değildir her zaman, insanın çıtı pıtı araç ve gereçlerle gereken bakımı yapıp ruhunu bir evin önündeki küçük bahçeciğe dönüştürmesini sağlayan avuntu kaynakları da değildir: dil salt bir süs işlevi göremeyecek kadar yaman ve değerli bir nesnedir, insanın sahip olduğu en paha biçilmez varlıktır: yağmur ve rüzgardır dil, silah ve sevgidir, güneş ve gecedir, gül ve dinamittir; ama yalnızca biri de değildir bunların: asla tehlikesiz sayılmaz, çünkü söz konusu nesnelerin her birinden biraz bir şeyler içerir: ekmek, sevecenlik ve kin. Ve her birinde, her bir minicik sözcükte gözle görülemeyip kulakla işitilmese ve yanına yaklaşılmasa da her zaman saklı yatan bir şey vardır: Ölüm. Çünkü yazılan ne varsa ölüme karşıdır.

Kaynak: Gül ve Dinamit, Heinrich BÖLL, Cem Yayınevi, s.59-60

Bu yazıyı paylaş
Okur Katkısı

Yorumlar (2)

muhammed şeriati 21-05-2008, 18:46

Kitap, sözün potansiyel gücünü kinetiğe dönüştüren ve bu enerjiyi her nevi ırmağa ulaştıran önemli bir iletişim ve bilişim aracıdır.

Kalemle yazmayı öğreten ALLAH,insana 'Oku' emrini vahye dönük bir duruşla vahyin penceresinden sundu.Bu en büyük nimettir.Okumak,anlamak,anlamlandırmak...Vahyin yüzünü değil özünü okumak...

bir alim şöyle diyordu: ''Tüm kitaplar tek bir kitabı anlamak aiçindir...''
bir düşünür şöyle diyordu: ''Söz ağızdan çıkmadan önce sizin eseriniz, ama ağızdan çıktıktan sonra siz onun esirisiniz...''
Kitabı yani Katibin düşüncelerini anlamlandıran vahye olan mesafesidir.

Vahiyden ve nubuvvet metodolojisinden temel almayan tüm kitaplar yalnıza kalabalık yığınlardır.

Her kitap ya uçurumun kenarındadır ya da anlamın bağrında...

Sözün gücünü ne güzel tasvir etmiş yunus:

Söz Ola kese savaşı
Söz Ola kestire başı
Söz Ola ağulu aşı...
Yağ ola bal ede bir söz...

manadan yoksun katiplerin susturulup, şairane lakırdıların küllenip, mitosların çöl sıcağında buz gibi eridiği,putlaşan benliklerin hiçsizleştiği,küçük çocukların saçlarını ağartacak olan o günden sakının...

Kalemle Yazmayı Öğreten Olmasaydı, ne katip olabilirdi ne kalemi ne de kitabı...

Son söz Alemlerin Rabbi'nin...

"Oku, yaratan Rabb'inin adıyla. O, insanı pıhtılaşmış kandan yarattı. Oku, Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir. Ki o kalemle öğretendir. İnsana bilmediğini öğretmiştir. " (el-Alâk, 96/1 -5)

VesseLamu aLeyke...

ŞERİATİ NURETTİN MERİÇ 30-04-2008, 19:38

kitaplar en tehlikeli çocukları doğuran kadınlardır.onların doğurduğu çocuklar bir anda milyonlarca beyne hükmedebilirler.duyguları düşünceleri yönetebilirler.düzenleri devriebilirler.devrimleri doğurabilirler.aynı anda diktatörlerde doğurabilirler.velhasıl kitaplar tehlikelidir.hem ürperti hem yüceltir.ama kaliteli olacak.dolu dolgun olacak.olgunlaşmış olacak.başak gibi olacak.doğuracağı çocukta gürbüz etkili mümbit olsun için.kitaplarla yatmak kucaklaşmak sevişmek yeryüzünün en zevkli işidir.doyumsuzdur bitimsizdir.aldatmaz vurmaz kırmaz dökmez.koşulsuz tabi olur.açar soyar sunar kendini öyle natürel öyle özgür öyle masum öyle onurlu.kitap güzeldir.hem yaratır hem öldürür.hem yüceltir hem alçaltır.onsuz kalmak yaşayan ölü olmaktır.sefalete esarete zillete boyun eğmektir onlarsızlık.KİTAP=DEVRİM dir.en ulvi hakikat devrimi.

Yorum yaz

Yorumunuz editör onayından sonra yayımlanır.

Bu sitede yalnızca sitenin çalışması için gerekli çerezler kullanılır. Ölçümleme çerezleri için onayınızı isteriz. Ayrıntı: Çerez Politikası ve KVKK Aydınlatma Metni.