İçeriğe geç
15 Ağustos 2026, Cumartesi
ALİ ŞERİATİ Bir Şehid, Bir Şahid
HAKKINDA YAZILAN MAKALELER [TÜRKÇE]

Göller Bölgesi'nde Bir Ada Olmak

Şeriati kimi kez Marksist, solcu, saplantılı bir Şii, kimi zaman varoluşçu, ve batı hayranı olarak anlaşılmaktan kurtulamamıştır. Ama Cemil Meriç'in deyimiyle o, Göller Bölgesi'nde bir adadır. Ve Şii olmasına rağmen Şiiliğe karşı radikal eleştiriler getirir. Şeriati'nin kitapları, 1980'den itibaren Türkiyeli Müslüman …

Yazan Ümit AKTAŞ· · 1 dk okuma · 17.120 okunma
Normal

Şeriati kimi kez Marksist, solcu, saplantılı bir Şii, kimi zaman varoluşçu, ve batı hayranı olarak anlaşılmaktan kurtulamamıştır. Ama Cemil Meriç'in deyimiyle o, Göller Bölgesi'nde bir adadır. Ve Şii olmasına rağmen Şiiliğe karşı radikal eleştiriler getirir.


Şeriati'nin kitapları, 1980'den itibaren Türkiyeli Müslüman okura, ihtiyaç duyduğu devrimci ruh ve coşkuyu kazandırmanın yanı sıra, aşkı ve şiiri ve bir dizi batılı düşünürü de tanıtarak sevdirdi. Malum, dindar olmak çoğunlukla neşesiz, ciddi, disipliner, mesafeli, soğuk, felsefe ve şiire uzak, aşka ve tutkulara karşı kuşkulu bir yaklaşım anlamına gelmektedir. Özellikle ‘80' öncesi yıllarda. Gazali okumalarıyla ‘yaşanan' tüm olumlu katkılarına rağmen Seyyid Kutup ve Mevdudi'nin batılı literatür ve düşüncelere karşı yarattığı olumsuz havayla batılı düşünürlerden uzak duran genç jenerasyon, büyük ölçüde Sezai Karakoç ve bilahare Ali Şeriati'nin etkileriyle bu taassubunu yenebilecektir. Şeriati'nin etrafındaki devrimin oluşturduğu aura, belki bir süre onun gerçek düşünsel kimliğini görmeyi engelleyecektir. Pozitif anlamda o bir devrimci şehittir, negatif anlamda ise bir Şii kozmopolit. Gerçekte ise ülkesinde dini ve edebi bir tahsil görmüş, Fransa'da ise sosyoloji dolayımla batı düşüncesini hem tanımış, hem de bu düşünceyle hesaplaşmış bir aydındır. İklimi içerisinde yetiştiği kültürden ve inançtan aldığı feyzini, geniş tuttuğu bir ufukla, batılı düşünürlerin de katkılarıyla zenginleştirerek, İslam dünyasına yepyeni bir perspektif sunabilmiştir: Devrimci, mistik, özgürlükçü, Şii (Muhammed ve Ali sevdalısı anlamında) bir entelektüel; sorumlu ve mücahit bir aydın.


Tüm bunların birleşimi, ister istemez yanlış anlamlara müsait bir düşünce, dil ve kişiliğe yol açacaktır. Böylesine netameli bir düşünürü Sünni ve muhafazakâr bir kültüre çevirmek ise başlı başına bir problemdir. Şeriati'yi doğru anlamak yanında, kullandığı dili anlamak, referanslarına muttali olmak, öte yandan ise Türkçeye çeviri hâkimiyetine sahip olmayı gerektiren karmaşık sorunun ve sorumluluğun üstesinden de gelmeyi gerektirmektedir. En basitinden, daha yeni çevrilen Şeraiti biyografisinde İran Devrimi'nin olduğu yıl, bu kadar önemli ve henüz hafızalarımızda olan 1979 yılı. 1978 olarak çevrilmiştir.


Şeraiti disipliner bir yazar ya da bilim adamı değildir. Kitapları konuşmalarından derlenmiş ya da konuşma üslubu ile kaleme almıştır. Geniş yürekli, geniş ufuklu, fırtınalı bir ruha sahip bu huzursuz insanın yazdıkları, oldukça geniş bir referans çerçevesine de sahip olunca elbette bir çeviri ve anlaşılma güçlüğü ile karşılaşılacağı ortadadır. Beri yandan çevirmenlerimizin izan kıtlığı ya da sansür merakları, Şeraiti gibi devrimci bir ruhun anlatımını çoğu kez katleder. Yine de o kimi kez Marksist, kimi solcu, kimi saplantılı bir Şii, kimi varoluşçu, kimi batı hayranı olarak anlaşılmaktan kurtulamamıştır. Ama Cemil Meriç'in deyimiyle o, Göller Bölgesi'nde bir adadır.


Birkaç kitabının redaksiyonunu yaptığım Şeriati çevirilerindeki en önemli teknik problem, özellikle konuşmalarından derlenen metinlerdeki yer ve kişi adlarının, anlaşılmadığından yerlerine garip kelimelerin uydurulmasıydı. Söylendiği gibi kaleme alınan bu kelimeler, anlaşılmamak, umursuzluk ve dikkatsizlik gibi nedenlerle her yazımında biraz daha uzaklaşmışlardı mecralarından. Öte yandan Şeriati'nin üslubundaki savrukluk ve serazatlık onu sürekli bir yanlış anlaşılma sorunuyla karşı karşıya bırakmaktaydı. Şeriati ise bu husus da oldukça umursuzdur ve en hassas meselelerde bile oldukça riskli yaklaşımlarda bulunmaktan asla çekinmez. Onun bu havası, Şeriatistler açısından ister istemez korunma ve savunma mekanizmalarını da harekete geçirir.


Beri yandan, bazı yaklaşımları İslam dünyası için gerçekten de oldukça yenidir. Benim için de oldukça çekici olan Adem'in Cennetten düşüşü ve Habil'le kabil'in kavgalarına olan yaklaşımı geleneksel anlayışlar açısından oldukça provakatör bir üslup ortaya koyar. Hıristiyan, Marksist ve Varoluşçu literatürden yararlanarak ortaya konulan yorumlar oldukça sarsıcıdır ve yanlış anlamalara müsaittir. Freud, Marks, Massignon, Delacroix, Mozart, Talmud, Mani, Buda, Maeterlinck... isimleri, onun üslubunda serbestçe dolaşırlar. Bu alışılmadık tarzıyla Şeriati, İslam'ın yerel, kültürel, tarihsel bir din olarak anlaşılmaması gerektiğini ısrarla vurgular. Sadece Müslümanların değil, batıcıların da ezberlerini bozar. Şaşkınlığa uğratır insanları. Bir Şii olmasına rağmen Şiiliğe karşı da keskin ve radikal eleştiriler getirir. Kurumsal ve otoriter dini anlayışları sevmez. Mistik, anarşist, aşk dolu bir dünyanın heyecanıyla, bu heyecana uygun kişilikler etrafında yeni bir dünya kurar. Bu dünyanın gerçekliklerden kopukluğu umurunda değildir. Zaten sevmediği bir atmosferde yaşamaktadır. Ve zaman zaman başka dünyalara kaçar: kim bilir, ölümü de, belki de artık bu kadar bilmez, nobran, hedonist, dünyaperest, maddeci, çıkarcı, sinsi, yüreksiz, aşksız, kibirli, akılsız, izansız, kaba insanların dünyasından ayrılma dileğinin (duasının) bir kabulüdür.

Kaynak: Gerçek Hayat Dergisi, Sayı: 335, 23 Mart 2007

Bu yazıyı paylaş
Okur Katkısı

Yorumlar (9)

Qara Xercheng 25-11-2010, 10:48

Samir Babaoglu, niye sene yakin ve ichten gelir? bele radikal olmaya gerek yoxdur. herkes inandigi sheyi yashasin. onu gunahlandirmaq lazim deyil.

servet 06-07-2009, 14:46

a. şeriati= aksiyon
c.meriç=düşünce
s.kutub=tevhidi düşüncenin ummanı+ sömürgeciliği zulmune karşı bir çığlık
m. ikbal=tefekkürün şiirleştiği alem
a.müftüoğlu=islam ailesinin adadaki yalnız mücahidi
i.yıldırım=sessiz şehadet
bediüzzaman=tefekkür+aksiyon+imani teceddüt+münzevi ses+nebevi yolda medeniyetin sefil fırtınalarına haykıran yalçın bir irade

samir babaoğlu 23-12-2007, 11:10

essalamu aleykum
ali şeriatinin kitaplarıyla yeni tanışmama rağmen okdar yakın ve içten biri gibi geliyor ki bana.avam,gerici,sadece yastan yasa dinlerini hatırlayıp,ölülerinin mezarı başında bi yasin okumakla ve ya yılda bi parayla Kuranı başkasına hatm ettirmekle dinini yaşadığını övünerek utanmadan söylemeyi başaranları,muharrem ayında başını kılıçla yaralayıp ben gerçek Hüseyn taraftarıyım diyenleri...bu gibilerini kitaplarında yerden yere vurması bana çok içten geliyor.üstad kitaplarının birinde ''Allaha şükr edyorumki iranda sünnilikle arabistanda ise şiilikle suçlanıyorum''diyor.bu cümlesi bile bana o kadar yakın geliyorki...ali şeriatiyle kendimi yeniden tanımya başladığım için Allaha şükr ediyorum....

seda 25-06-2007, 11:10

sayın şeriati islama içten değil islamı karşısına koymuş yanınada kendisini koymuş öbür tarafada sosyal düzeni,koymuş iyi bir sentez yakalamış tek tip tek kültür altında ezilmemiş

hu-es 14-06-2007, 18:46

Ali Şeriati benim yeni tanımış olduğum yazarlardan. Rabbime şükürler olsun ki, A:Şeriati gibi bir düşünürü tanıdım, ve düşüncelerinden istifade etmeye calısıyorum , Onun uslubu gercekten yoğun , anlamak için O nu tanımaya ve O nu tanıtan eserler okumaya ihtiyaç var diye düşünüyorum . Bu yazı yı bizlerle paylaştıgınız için Allah razı olsun , site yönetcilerinden :)
sadece tek basımıza okumak yeterlı degıl , varsa cevremıxzdekı arkadaslarımızla yada burda A.Şeriatı yı bizim gibi yenılerden daha iyi tanıyanlarımız vardır , onlarla düşünce paylasımı yapmak , yeri geldıgınde tartısmak , sormak A.şeriati yı daha ıyı anlamamıza vesıle olur ..
selametle....

hatice 14-06-2007, 13:24

Benim Ali Şeriati ile tanışmam çok eskiye dayanmıyor malesef...belki 4-5 yıl...onun kitapları sayesinde dünyaya çok farklı bakabiliyorum artık...insanları dış görünüşleriyle değerlendirmemeyi öğrendim en başta...dinin hayatımızı kolaylaştıran ve güzelleştiren bir araç olduğunu öğrendim...dua'yı okuduktan sonra dua etmeyi, hacc'ı okuduktan sonra ibrahimi ve en sevdiğinin allah'tan daha sevgili olmadığını bildim...fatıma ile kadın olmayı, nefsini değil Allah'ı yüceltmenin kıymetini, sabretmeyi, sebat etmeyi gördüm...Daha öğreneceğim çok şey var... Allah razı olsun...

hadimullah azadî 13-06-2007, 23:08

iki yanlış bir doğru etmez... başarının gizemi doğruyu görmek ve inanmaktır... öyle yada böyle inanmak nefes almanın bedeli olmalı...
semerinden boşalmış bir at için yol diye bir sorunu kalmaz çatlayana kadar koşar, koşar.... özgürlüğün çığlığını yakalamak ve geçmek için...
iran islam devriminin tartışılmaz öncülerinden olan ali şeriati tüm söylemlerinde sadece iran halkına değil dünya müslümanlarına ölümsüz bir mektup bırakmıştır.
ölümündeki güzellik ve bilinmezlik, dua kitabında bahsettiği gibi ısar ve inatçı takvasından kaynaklanan bir kişi liğe sahiptir ali şeriati.
bu cepheden baktığımızda ali şeriati hakkında ne yazılıp çizilse tarifi imkansız bir adres çıkar karşımıza ama göller bölgesinde bir ada olmak başlığı ali şeriatinin anlaşılmasında bir adımdaha öteye gitmiş adımların göstergesidir bunun için teşekkürümü borç bilirim.
bir parçada benim katkım bulunsun;
çöldeki bıraktığı ayak izlerini... silermi birgün delikanlı dalgalar...hıçkırıklarıma yuva olmuş ağzım...rüzgar ardındaki fırtınayı ciğerlerine çekermi?
Ağıtlara gözyaşı olmuş'neyneva'...bülbül durmadan sevda şarkıları söyler...vatana hasret türküleri şakır...boş hayallerin dayanılmaz beklentileri kırıcıdır herzaman...yüzleştirmez bir türlü seni umud dolu yarınlarla...bütün bunlara sebep gecenin dilini anlayamamaktan ibarettir...
acı,sancı,inatçı...direniş ve özgürlük tapınağı muştusudurkerbelâ kahramanlarının...işte çöldeki gerçek ali şeriati ...modern bir yaşantı ardındaki mistik bir gizem es-selam

Mehmet AYDIN 13-06-2007, 21:41

Yorum yapmak bile bir alın teri, birikim ve inanç gerektirir.

Yazı süper, Ali Şeriati hakınnda neler düşündüğümü paylaşmak istemem, kişisel değer kazanmış duygular sanki paylaşıldığında gönlünüz kopuyormuş gibi duygu hissedersiniz. Ben bunu hissediyorum. Beni anladığınızı düşünüyorum....
Hayatım boyunca hep gerçeği ve gerçeğe yönelten mesajları bulmaya çalıştım ve buna devam ediyorum.
Bu yazı ve Ali Şeriati bununla ilgili bir gerçektir gönlümde ve aklımda.
Konu ve Ali Şeriati hakınndaki yorumlarınızdan etkilenmemek elde değil .
Çok teşekkür ederim.
Gerçeğe bir adım daha yaklaşmak güzeldi............
Mehmet.........( Kuzey)

Emre Özkan 13-06-2007, 13:54

Cemil Meriç güzel bir tesbitte bulunmuş.
Ali Şeriati göller bölgesinde bir ada, bu adaya çıkmayı başarabilmiş bir alim Cemil Meriç...
Aslında başarabilmiş derken bize işaret ediyor belki başarın diye...
Oysa biz belki Ali Şeriati'yi okyanusun ortasında sığınılacak bir ada görüyoruz...
Ya da çöller bölgesinde bir su arıyoruz, Ali Şeriati'de buluyoruz, bazen de Cemil Meriç'te...
Fırtınalı bir günde, okyanusun şedid dalgaları arasında, bir oraya bir buraya savrulurken okuduk, Ebuzerr'i, Din'e Karşı Din'i...Yine bir damla su ararken çölde, Saint Simon'la tanıştık...
Biri sünni bir entellektüel, diğeri şii bir münevver, her ikisi de aydın...
Biz ise aydınlanmaya çalışan, aç-susuz, mukallidler...

Yorum yaz

Yorumunuz editör onayından sonra yayımlanır.

Bu sitede yalnızca sitenin çalışması için gerekli çerezler kullanılır. Ölçümleme çerezleri için onayınızı isteriz. Ayrıntı: Çerez Politikası ve KVKK Aydınlatma Metni.