İçeriğe geç
15 Ağustos 2026, Cumartesi
ALİ ŞERİATİ Bir Şehid, Bir Şahid
MEMLEKET MESELELERİ

İmam Öldü; Yaşasın Konformizm!

Bu ülkede bir şii ya da İran Devrimi hakkında yazı yazmanın tüm kınamalarını üzerime alarak başlıyorum söze: Tanımadığım Bir Adam’a Ağladım İmam öldüğü gün bir dolmuştaydım. İnşaatın insanı hayattan bezdiren o yorucu ve ezici dünyasında bir işçiydim sadece. Başımı dolmuşun penceresine yaslayıp kimselere belli etmeden …

Yazan Mansur YILMAZ· · 1 dk okuma · 13.638 okunma
Normal

Bu ülkede bir şii ya da İran Devrimi hakkında yazı yazmanın tüm kınamalarını üzerime alarak başlıyorum söze:

Tanımadığım Bir Adam’a Ağladım 

İmam öldüğü gün bir dolmuştaydım. İnşaatın insanı hayattan bezdiren o yorucu ve ezici dünyasında bir işçiydim sadece. Başımı dolmuşun penceresine yaslayıp kimselere belli etmeden ağladığımı hatırlıyorum.

Oysa İmam Humeyni’yi tam olarak tanımıyordum! Belki de o gün ağlamama sebep suretinin dedeme benzemesiydi.

İran’da Kum kenti diye bir yerin varlığını, o kentte mollaların tedrisat gördüklerini, dinî birçok isyanın o şehirde başladığını, toprak ağalarından birinin Humeyni’nin Ayetullah babasını Humeyni daha çocukken öldürttüğünü, İmam’ın tek eşli bir evlilik yaptığını, Bursa’ya, ardından Irak’a ve en sonunda Fransa’ya sürgüne gittiğini,15 yıllık bir sürgünden ülkesine devrim lideri olarak döndüğünü bilmiyordum.

O sıralar bildiğim İran-Irak Savaşı ve Salman Rüşdü hakkında ölüm emri verenin İmam Humeyni olmasının dışında ülkemde dini hassasiyeti olan insanlara “İran’a gidin!” yollu kovma sözlerinin yeni yeni nüksettiğiydi. 

Vurun İmam’a!

Bugün bile İmam Humeyni hakkında, biyografik bir çalışma yapacak durumda değilim. Ancak, İmam’ın Türk sinemasının o aciz ve çıkarcı ve dini kullanan kirli çehresi yoktu! Daha güçlü, daha vakur, temsil ettiğin gücün farkında bir tavırla bakıyordu dünyaya. Uçağı Paris’ten Tahran’a indiğinde, kabinden çıkıp merdivenin başında duruş anı vardır… O görüntü devrime aç, sömürülmekten bıkmış ve inançlarına hakaret edilmiş insanların hala hafızalarındadır. Bir kurtarıcı, bir sembol, bir çağa aykırı duruş vardır oradan bakışta. Elini havaya kaldırıp selamladığı insanlar Şah’ın kahır gürzüyle hayatları yamulmuş insanlardı.

İmam, imkansız gibi görünenin mümkün olduğunu ispat etti dünyaya. Bu sadece İslam Devrimi anlamında değil; muhalif olan tüm güçler adına bir başarıydı. Direnmenin ve sebat etmenin eninde sonunda galebe çalmak anlamına geldiğini göstermiştir Humeyni. Her ne kadar devrim süreci sürgün ve uzaktan muhalif güçleri birleştirmek üzerine zorlu olsa da asıl zorluk 01-11 Şubat 1979 tarihleri arasında tankların altında can veren insanların çığlıklarından sonra başlamış; ABD destekli Irak ordusuyla 8 yıllık bir savaş süreci başlamıştır. Devrim yapan bir ülke hemen bir savaşa girdiğinde yapılan devrim de büyük risk altındadır. 17 Ekim Devrimi sonrasında Rusya 1.Dünya savaşından çekilmişti “devrimi sağlamlaştırmak” için. İşin ilginç yanı ise İran, savaş sırasında devrimi pekiştirmek zorunda kalmıştır. Hatta devrime 10 yıl süre biçen oryantalistlere inat dünyanın en muhalif devrimi olmaya devam etmektedir. 

Mütevazı, Vakur, Sevgili

İmam benim için üç anda canlı bir şekilde karşımda durur.

Bir devlet başkanı olarak, tıpkı bir memur gibi öğle yemeği için evine yürüyerek gelir ve mütevazı bir sofrası vardır. Bu sofrayı İmam ölene kadar yalnız bir kadın hazırlamış ve hayatında çok evlilik olmamıştır.

İmamın odası bir münzevinin odası gibidir. Ruhullah, Ayetullah, Musavi ad ve sanlarıyla bilinen, devrimin hem ruhani hem de reel lideri olan bir insan dünyadan bir göçebe gibi geçmiştir. Zevk-ü safa’ya vakti yoktur.

Orianna Fallaci’yle röportaj yapmayı kabul ettirmiş, inançsız ablamıza çarşaf giydirmiştir! İmamın dizi dibinde oturan o çarşaflı kadının Orianna Fallaci olduğuna kimseleri inandıramazsınız! Ama, Fallaci Tarihle Sohbetler kitabında bunu itiraf eder ve İmam’ın etkileyici kişiliğinden dem vurur. 

İlim Tavırdır!

İmam, şah rejimine karşı cesur muhalefetinden dolayı ilmi eserler neşretmeye pek vakit bulamamıştır, diye tarih not düşer. Doğrudur. İmam, ilmi eser neşrinde biraz geride durdu. Ama, hayatı “zalime karşı gelmeyenin imanının zayıf” olacağını ispat etmekle geçti ki “hakkını almak için mücadele etmek” ilmî ve hayati değeri olan bir önermedir. İspatı da vardır.

İmam öldüğü gün ağladım. Belki dedeme benzediği için ağladım, doğrudur. Ama yıllar sonra gördüm ki o gözyaşı boşa gitmemişti. Bu ülkede alnı secdeye değen birçok gence “Yallah İran’a!” “Git mollaların ülkesine!” tarzı gafil sözleri başta akrabalarımız söylemiştir. Ülkesini seven insanlara güya aşağılama yollu söylenen bu sözlere kapitalizmin rahatlığı, faşizmin azgınlığı, ladini olmanın yabanıllığı sinmiştir. Öyle ya “mollalar” bu ülkede kabalığın, görgüsüzlüğün sembolü olarak lanse edilmek istendi. Oysa dünya tarihinde o mollalarla çağ açıp çağ kapayan da bu millet! Akşemseddin, Molla Gürani vd… 

Devrim Vacipse Yapan Zaten Yaptı(!)

Evet, bugün İmam öldü. Bugün ezilmiş halklar, sürgün insanlar, hakları gasp edilenler, faşizmin vandallığında, kapitalizmin azgınlığında, sermayenin çarkları arasında, siyonizm kabusunun tam ortasında, demokratik diktatörlüklerin yalanlarında boğulanlar bir daha cenaze namazı kılacaklar; imamsız! Ve her dem bir imam gelse de bizi kurtarsa diye medet umacaklar.

İmam bir daha gelmeyecek. 12 imam toplaşıp gelseler; arkalarına mehdi-yi resul’ü de alsalar anlatacak “yeni bir sözleri” yok aslında. Zira çağa ve modern yanılgılara kendilerini kaptıranlar İmam Humeyni’yi değil En Büyük Devrimci Efendimizi karşılarında görseler(görsek) namaz için saf tutmaktan öteye geçmez(geçmeyiz) sanırım.

Kapitalizm gittikçe yoruluyor. Bir gün pes edecek. Ve biz zannedeceğiz ki meydan “dinlerin sunacağı alternatiflere kaldı”! Hayır efendim; özünde ve yaşamında çileyi, devrimci ruhu yaşamayanlar kapitalizm dönemi bittiğinde “kapitalizmi koruyamadık!” diye ağlaşacak. Korkarım ki bunu en çok yapan yine “bizim mahallemiz” olacak.

Ülkelere imam olmadan evvel nefsimize imam olmamız temennisiyle.

İyi ki dünyadan İmamlar geçti; adı Hüseyin olan, adı Cafer-i Sadık olan, adı Humeyni olan. 

Yıllar önce, tanımadığım bir adamın ardından ağlamıştım. Çünkü o adam yalnız kendi için savaşmamış, yok sayılanlar için de savaşmıştı. O adam miskinler tekkesinde uyumayan, tekkeyi ateşe veren bir delilikte, uyutucularımıza karşı uyanık olmamızı öğretti bize. Ve “müslümana yakışan, ilim ve cesarettir” öğüdü kaldı geride… 

Kaynak:www.dunyabizim.com

Bu yazıyı paylaş
Okur Katkısı

Yorumlar (6)

şehadet 19-06-2009, 23:40

o yorumu okumadım ama bence birbirmizin yorumları üzerine değil, yazı üzerine yorum yapalım...;)

veysel veli 18-06-2009, 12:19

Mide bulandırıcı yorumu ben yazmıştım.özür beyan edip kaldırılmasını onaylayan da bendim.
Ancak gerkçeli ek yorumum'un(savunmam' ın) yayınlanmaması da mide burkutucu.12imamlarla
alay eden onları içten sevenlerle dalga geçen cümleler dolayısı ile o yorumu yapmıştım....
Tekrar ediyorum. İRAN mahalle'nin delisi değildir.Dünyada da tek başına yaşamıyoruz.
Mansur Bey' in yazısı bana Marikin ve Nakisin'i hatırlatmıştır.12 İmam'a ve sevenleri'ne
teşekür edileceği yerde dalga geçiliyor öyle mi? Ali Şeriati'yi ve İmam Humeyni'yi böyle okuyor ve
anlıyorsak..Bakunin-Russel okuyalım daha iyi..Evet ! Tekrar ediyorum!...İnsanları söylemlerine ve
hallerine aşık edip,üstelikallahla aldatarak bunu yapıp sevenlerine yoldaşlarına ihanet eden..
kim varsa..A.es Sufi..Said Havva..İ.Mümptözel..vb..hizbullaha.kafir diyen malum müftü....
çarşafların içinde erkek var diyen sairzevat..kanaat önderleri falan olmayıp aynen öyle:
İTNENİN ÖNDE GİDENLERİ dirler.wesselam.

zılal 17-06-2009, 19:49

allifurkani bey,yorumumn neresi mide bulandırıcı?tam olarak açıklar mısnız?

zılal 15-06-2009, 21:35

yazınız için gellek spas..yazdıklarınızı okurken küçükken amcamın anlattıklarını yeniden hatırladım.o dönemde küçüktüm ama küçüçük yüreğim onun sevgiisyle dolmuştu..üstelik çok fazla tanımamama rağmen.şimdi iyi ki kalbim onun sevgiisyle dolmuş diyiyorum..

allifurkani 15-06-2009, 15:15

İmamın anlatıldığı biryerde bu seviyesiz yorum mide bulandırıcı!İmam edeb insanıyken kendisi hakkında yorum yazanların da seviye sahibi olması gerekmez mi!?Edebsizden hiçbir şey olmazken İmamın seveni ,takipçisi olması mümkün mü!?Lütfen birinci yorumu kaldırın bu güzel yazının seviyesini düşürüyor.

önder aslan 15-06-2009, 12:33

Mansur Bey yazınız gerçekten harikaydı... Tebrik eder, Çalışmalarınızda başarılar dilerim...

Yorum yaz

Yorumunuz editör onayından sonra yayımlanır.

Bu sitede yalnızca sitenin çalışması için gerekli çerezler kullanılır. Ölçümleme çerezleri için onayınızı isteriz. Ayrıntı: Çerez Politikası ve KVKK Aydınlatma Metni.