İçeriğe geç
15 Ağustos 2026, Cumartesi
ALİ ŞERİATİ Bir Şehid, Bir Şahid
MEMLEKET MESELELERİ

Profesör olmak; Ebu-Zer'in Kişiliğini Manupüle Etme Hakkını Verir Mi?

"Yeryüzünde, Ebû-Zer'den daha doğru sözlü birisi yoktur." Hadis Kişioğlunun maneviyatı ve kişiliğinin dışa yansıması, o'nun madde ile olan ilişkisindeki orantılığı da belirler! Bu cümleden; Ebu-Zer'in kişisel devrimci eylemlerine daha bir ivme kazandırmasına sebep olan olayların geliştiği yer ve zamandan bazı anekdotl…

Yazan Muhammed CAN· · 1 dk okuma · 14.778 okunma
Normal

"Yeryüzünde, Ebû-Zer'den daha doğru sözlü birisi yoktur." Hadis

Kişioğlunun maneviyatı ve kişiliğinin dışa yansıması, o'nun madde ile olan ilişkisindeki orantılığı da belirler!

Bu cümleden; Ebu-Zer'in kişisel devrimci eylemlerine daha bir ivme kazandırmasına sebep olan olayların geliştiği yer ve zamandan bazı anekdotlar aktaralım. Ki; Ebu-Zer gibi bir devrimcinin içinde bulunduğu dönemi kısmi de olsa anımsayıp, anlamaya çalışalım.

Kufe:

Halife Osman'ın Kufe valisi olarak atadığı Velid'in aldığı alkolün etkisi ile Kufe Mescidi'nin minberine ...sı ve Cum'a namazını, çarşamba günü kıldırması!

Halife Osman tarafından Kufe valisi olarak atanan Velid'in; ''Ümeyyeoğulları'nın, Ali'ye olan kini savaşlarda babalarının öldürüldüğü içindir.'' sözünü çekinmeden söylemesi.

Ümeyyeoğulları'nın ileri gelenleri, Velid' in İslam dışı eylemlerinden ötürü halkta oluşan endişelerin yol açabileceği tehlikelere karşı Velid'e, nasihat mahiyetinde bazı hatırlatmalar da bulunduktan sonra. Velid'in; ''Ben sizin gizlice yaptıklarınızı açıkça yaptım sadece'' şeklindeki cevabında istem dışı da olsa bazı gerçeklerin dile gelmesi.

Şam:

Şam valisi olarak atanan Muaviye bin Ebu-Sufyan'ın; İslam kuvvetleri tarafından elde edilen Fey ve ganimetleri, kendi şahsi çıkarları için kullanmasından dolayı Şam'da sürgünde olan Ebu-Zer tarafından kınanarak halkı Muaviye'ye karşı kışkırtması ile Muaviye'nin, Fey ve ganimetlerdeki tasarruf haklılığını ispatlamak için Ebu-Zer'e; ''Biz Allah'ın kulları değil miyiz?'' sözüne karşılık Ebu Zer'in; ''Tabi ki Allah'ın kulusun ama Allah'ını unutan bir kulsun. Kadehlerin artmış ve yemeklerin fazlalaşmış, mutfağında kaç çeşit yemek pişiyor söyler misin Muaviye?'' diye karşılık vermesi.

Medine:

Ümm-ül Mü'minin Aişe; Kufe valisi Velid'in fasıklığından ötürü ''Henüz çarıkları bile eskimemiş olan peygamberinizi nasılda çabucak unutuverdiniz?'' Diyerek peygamber mescidinde Medinelileri Halife Osman'ın mevcut iktidarına karşı kışkırtması.

Ebu-Sufyan'ın; Uhud Mezarlığında söylediği ''Be kalk Hamza! Kaldır şu başını mezarından, Bedirdekilerin düştüğü şu durumu kalk ta gör. Artık çok az insanın sadece dilinde Muhammed\'in adı kalacak! Muhammed'in gücü artık Ümeyyeoğulları'nın eline geçti. Şam valisi benim oğlumdur, Hind'in oğlu Muaviye. Ciğerin Hamza! Ciğerin Hamza! Biliyor musun amcaoğullarının artık hiçbirinin itibarının kalmadığını? ''Halife adına! Ebu-Zer'in Rebeze çölüne sürgün edilmesini isteyen Ebu-Sufyan'ın verdiği kararın haberini alan Ebu-Zer, Ali'nin yanına giderek söylediği; ''Ya Ali! benim Ebu-Zer, senin ve benim hayatımı bu cahil insanlar nasıl da mahvettiler. Beni tekrar şehirden sürgün ediyorlar'' demesi.


Ve...


Peygamberden sonra tahrip edilen ümmet ile kısmen zedelenen toplumsal mü'minlik kimliğinin yeniden teşekkül ve ihyası için çaba sarf eden. Eylemleri ve ilginç çıkışları ile imanının parametresi olarak günün hükümetini meşru görmeyen. “Evinde ekmek olmadığı halde kınından sıyrılmış kılıcıyla başkaldırmayan adama şaşarım” diyen. Devrimci ruhunu aradan geçen 14 yüzyıla rağmen aynı coşkunlukla bağrında taşıyan. Ancak girişimleri İslam toplumuna zarar veren, ümmet arasına tefrika koyan, meşru hükümete asi olan, Adaleti kendi reyince yorumlayan ''Yoksuluk kapıdan girince iman pencereden çıkar'' diye hadis üreten ve kendisinin sahabeden olduğunu kabul eden, Peygamberin ümmetine saldırganlık cür’etinde bulunan ve Araptan kabul edilmeyen bir yabancı olarak Ebu-Zer!
Halifenin veziri konumundaki Mervan'ın olduğu bir dönem ve tüm çabalara rağmen Ebu-Zer'i Rebeze çölüne sürgün kararını veren halifenin fetvasının geçerliliğini Ebu-Zer'e refakatlik yaparak iptal eden Ali'nin ortaya koyduğu tavır ile Ebu-Zer'in kişiliğinin ve eyleminin haklılığını çağlar ötesinde sergilemek gizemini beraberinde taşıyamamış olmak. Ne hazin!

 
Tarih ve tarihteki mümtaz kişilerin, kişilik ve felsefelerindeki manipülelik, genellikle sözsel övgülere gark edilerek üstlenilen asıl misyonun imhası sinsiliğini mi gütmelidir?
Bu tür manipülasyonlar bilmeyerek yada belli bir hedef gözetilmeyerek yapılmış da olsa, tarihin ve bu çalışmanın ana ekseni olan şahsiyet hakkında yeterli bilgiye sahip olunmadan ötürü olabileceği hüsn-ü zannını kabul mu etmeli?

 
Kimi zamanda bu tür çalışmalarla perde arkasında gizli hedeflere ulaşılmak için şahsiyetler denek olarak kullanılmak mı isteniyor?

 
Her halükarda öyle ya da böyle, bu tür çalışmaların nihai sonucu tarihteki mümtaz şahsiyetlerin üstlendiği misyonunun muğlaklaşmasına ve toplumun elde etmek istediği gerçek mesaja ulaşamama ile bunun tabii sonucu olarak, toplumun kendi zamanını yakalayamama ve bir nevi sermaye kaybına yol açacağı bilinen değil midir?

 
Ebu-Zer'in yapmak istediğini İmam Ali'nin buyurduğu ''İnsanların aklının alacağı kadar konuş'' sözü içinde tahlil edilirse, günümüz insanı Ebu-Zer'in söz ve eylemlerinden kendi akılları oranında faydalanacaktır. Bu demek değil ki, Ebu-Zerin eylemlerini kendi akıllarının sınırı ile sınırlandırma salahiyetine sahiptir!

 
Ebu-Zer hakkında ki çalışmasında ''Fakirleri, zenginler aleyhine kışkırttığını ileri sürerek Muaviye, onu Halife Osman b. Affan'a şikayet etmişti, Hz. Osman da Ebu-Zer'i Medine'ye çağırdı ve bir müddet sonra Rebeze'ye gitmesini tavsiye etti, Ebu-Zer de İmam'a itaati gerekli sayarak Rebeze'ye gitti, vefatına kadar burada yaşadı.'' tespiti ile düşüncesini topluma empoze etmek isteyen akademik ünvanlılara hatırlatılması gerekli olan bir hatırlatma olmamalı mı?


Tarihin bize ulaştırmak istediği olayların bütününe ulaşamamak elbette eksiklik değildir. Ancak islam tarihinde mümtaz bir kişilik olarak hak ettiği konumu kazanan Ebu-Zer hakkında söyleyecek sözü olanların bu kişilikten habersiz kalması, ya tarihten gerekli olan hisseyi alamamak. Ya da tarihi kendi isteği doğrultusunda yorumlaması olarak anlaşılmaz mı?



Frankfurt 14.09.2008

Bu yazıyı paylaş
Okur Katkısı

Yorumlar (12)

aydin aydogan 21-04-2012, 21:49

yeryuzunun ve ilk devrimcisi gifarli ebu zere selam olsun

BiLaL HaTTaB 30-10-2008, 12:29

Güzel; ama, eleştirilerde de ön plana çıktığı gibi, biraz eksik ve ruhsuz bir yazıydı. Daha güzel dile getirilebilirdi. Evvela Hayreddin Karaman'ın yazısını okumamış olsaydım, "ne diyor bu yahu" demekten kendimi alamazdım.

Bir eleştiri daha yapmak istiyorum. İnanın sırf eleştiri yapmak için değil; kendimi, söylemek zorunda hissettiğim için. Ebuzer el-Gıfarî, tartışmasız bir kişiliktir nazarımda. Bu bir kenara... Ancak; Ebuzer el-Gıfârî'ye gösterdiğiniz hassasiyeti, Peygamber(sas) hadislerine de göstermenizi istiyorum. Bu site görevlilerinin ya da burada paylaşım yapanların hangi görüşte olduklarını, hangi kaynakları dayanak kabul ettiklerini bilmemekle beraber; Peygamber sözü(yani hadis) aktarırken, "hadis" diye aktarmamak gerektiğini, kaynağının ve hatta isnadının da belirtilmesinin, hadis usûlüne göre şart olduğunu, hadisçilerin isnadsız hiçbir söze itibar etmediklerini hatırlatmak isterim. Abdullah b. Mübarek'in; "İsnad dindendir. Şayet isnad olmasaydı, dileyen dilediğini söylerdi." sözünü ve İbn Sirîn'in: "Allah'tan korkun! Bu hadisleri kimden aldığınıza dikkat edin. Zira onlar dininizdir." sözünü aktarmakla yetineceğim. Fazlasını görmek isteyenler, hadis usulü ve mevzu hadis kitaplarına bakabilirler. Şayet bunu böyle yapmazsanız, Beyazıd-ı Bistamî gibilerin çıkıp: "Sizler hadisleri (o rivayet etti, bu tahdis etti diyerek) ölülerden alıyorsunuz; biz ise direk Allah'tan alıyoruz." gibi saçmalıklara ve ilmin yerini cehaletin almasına kapı aralamış olursunuz. vesselam...

umut 04-10-2008, 00:35

sayın Karaman çok birikimli bbir ilahiyatçı olabilir ama bugün (aslında geçmişten beri) halkın yanında değil iktidarın(kim olduğu önemli değil), egemen güçlerin, yanında saf tutan, sonuna kadar destek veren, fetva veren, akıl karıştıran biridir. Yine derinlikten uzak, özden uzak yazı yazmaya hem de ali şeriatinin sitesinde yazmaya bile hakkı yoktur.

cem sancar 03-10-2008, 15:16

Ne dediği ne söylediği, niye söylediği anlaşılmayan bir üslup. ya kafası karışık olanın bir tertibi, ya da söylemek istediklerini saklayan laf sokuşturmaya müptela akademik bir sıkıntı.

Seccad Saduki 25-09-2008, 00:30

Tarihin yalancılarına karşılık tarihi doğrularla ve konumunun cahiliye devrine benzetildiği bir coğrafyanın zulumlerini ise zalimlerini üstü kapalı olarak anlatışınız tarihin bir kez daha Ebu-zeri unutmadığını göstermektedir Üstadım.Eğer gerçekten Ebu-zer tavsiye üzerine Rebeze ye gitti ise neden bizler Ebu-zeri hala unutmadık?Ebuzer sadece dünya malına meyleden malı biriktiren kişilere karşı hakkı savunmadı,hakikati saklayanlara karşı hakkı haykırdı tıpkı Mekke'de yaptığı gibi.Yazınız gerçekten Ebu-zeri ve hakikatı tanıyan,bilenler için çok şey ifade ediyor ellerinize ve yüreğinize sağlık.

pervari 24-09-2008, 11:29

"Ne mavi gökyüzü ne de kara toprak Ebuzer"den daha doğru sözlü birini görmemiştir”."
"“Ebuzer"in hayâsı ve zühtü Meryem oğlu İsa gibidir”. "

Resulullah'ın (SAV)Ebuzer hakkında söylediği Hadis'lerden sadece birkaçıdır bu örnekler... onun ne kadar dürüst olduğunu görmek açısından önemlidir.... Şeriati'nin Ebuzer kitabını şiddetle, hararetle tavsiye ederim kardeşlerim...

şeriati nurettin meriç 23-09-2008, 21:38

derinlerde haklı bir isyanı ihtiva ediyor...ruhundaki derin ıstırabın dışa vurumu...bir adaletsizliğinin ifşası...çok hakkaniyetli,,çok güzel ve çok isabetli...söylemek istedikleri var ama bunu çok derinlerde gizlemiş...kurşun gideceği yeri bilir yeter ki doğru gönderilsin...belirsizlik var gibi seziliyor genel bakınca ama ifade ettiğim gibi hakkaniyetsizliklere ve gizli hainliklere bir gönderme var...bu ihsas ediliyor...bağıntılı olan yazılara okununca okunduysa akla gelince...evet birileri bazı gerçekleri ya zaman uydurmaya tevessül ediyorlar yada örtüyorlar uyduramıyorlarsa...zira menfaat tarlasından bol ürün toplamışlar...mülk şöhret makam vs....eldekileri kaybetmek istemiyorlar ki dünya bulundukları yöne doğru götürülüyor...belki aksi olaydı daha dürüst davranırlardı ama dünya bir tarafa onlar bir tarafa gidince işler sarpa sarabilir...bu ise gerilerde kalmaya neden olabilir ki bu neviler bunu asla hazmedemezler...demokrasi limanındada demirlediler...tabiatiyle adalet için özgürlük için dövüşüp menfaatleri kısacak yada konforu bozacak DEVRİMCİLERİN varlığndan hazzetmeyecekler....DİK DURMAK ASİL RUHLARIN İŞİDİR.....saygı selam sevgi dua umut muhabbet dostluk kitap ahlak devrim ile

israfil 23-09-2008, 08:19

Rabbim bize birlik ve dirlik versin. Bizi parçalara ayıranlar kaç parçaya ayırdıklarını unuttlar. Allah (cc) kardeş ilan ettiği müslümanlar şu müslümanı gözüm tutmadı deme hakkına sahipmi?

Ahmet Erdal 23-09-2008, 07:03

''Vahiy kontrolündeki şahıslar dışındaki bütün herkesin “yanılgı payına” sahip olması olağandır.''
(Emin Mansuri'nin yazısından bır alıntı cümle)

La ilahe İLLALLAH...

Çayan 23-09-2008, 03:12

Açıkçası beklediğim fakat beklentimi pek de karşılamayan bir yazı oldu...yine de yazandan Allah razı olsun, teşekkürler, Ebu Zerr'i anlıyorsunuz, onu seviyorsunuz ya, bu bile yeter!..vesselam

Nezih Gençler 23-09-2008, 02:31

Eleştiri; yanlışı okşamak, yanlışla oynaşmak demek değildir. Kedinin pisliğini örttüğü gibi yanlışı gizlemek de değildir. Eleştiri; okuyanın niyetine göre muğlaklık ve "esneklik"le demek istediğini dolaylı anlatmak ya da okuyanın anlayış(sızlığ)ına, insafsızlığ)ına bırakmakla da olmaz. Eleştiri, tamam, eleştirileni "vurup öldürmek" için de yapılmaz. Kişiselliğe, duygusallığa ve dar polemiklere ve alakasız başka konulara sapılmamalı eleştirirken.

Eleştiri, yanlış eğilim, bilgi ve hastalıkları ortadan kaldırmak, yok etmek, hem eleştirileni hem de olayı izleyip yaşayanları yanlışlardan kurtarmak için yapılır. Eleştiri; herkesçe anlaşılır ve net olmak zorundadır. Amaç gerçeklerin ortaya çıkması, gözlerimizdeki ve gönüllerimizdeki perdelerin kaldırılıp "kalp gözüyle" olay ve ilişkilerin görülmesi için aydınlanmak ve özeleştiri ile doğru ve gerçeklere yönelmek olmalıdır.

Gerek üslup gerekse de içerik olarak bu eleştirinizde bunları bulamadım. Ne dediğinizi, ne demek istediğinizi açık-seçik anlayıp yeterince aydınlanamadım. Daha sade ve net bir eleştiri ve dolaysız olarak demek istediğinizi anlatabilirdiniz.

Eleştiriyi eleştirmiyorum. İyi eleştirmediğinizi ve konuyu iyi anlatamadığınızı söylemek istiyorum. Oysa konuyla ilgili olarak gerçekten bilgili olduğunuz belli. Daha yararlı bir eleştiri ve anlatım ortaya koyabilirdiniz. Daha açıktan ne demek istediğinizi anlatabilirdiniz.

Yanlış anladığımı veya doğru okumadığımı düşünüyorsanız özür dilerim.

Saygılarımla

Oğuzhan Özdemir 23-09-2008, 01:27

Muhammed Can kardeşim tam zamanında bir yazı yazdınız. Ebu Zer'e dair yazılan diğer yazıya uzunca karakterler bitecesiye iki yorumda bulunmadan kendimi alamadım. Allah sizleri daim etsin. Ebu Zer'i ben Şeriati'den tanıdım, dönemin olaylarını da insaf ehli tarihçilerden öğrendim. Peygamberden sonra olanların apaçık bilinerek bugünün çarpıklığının yorumunun yapılabilmesi ve zannetmeler ile gerçeğin çarpık söylemlerle üzerinin kapatılması ve müslümanların islâmla alakası olmayan ekonomik,sosyal, siyasal, bilimsel ve kültürel düzen temelinde yükselen memleketlere sahip olarak ideolojik boyundurk altında bulunması ve durum değerlendirmesi yapmayı geçin safsatalarla dolu hikâyeler ile ilgilenerek tarihi çarpışmayı, mücadeleyi görmemesi içimi sıkıntıya, putlaştırılana başkaldırmaya sevk ediyor,kendimi tutamıyor,söylüyor ya da yazıyorum. Sizde de böyle canlı bir direniş ve çile görüyorum bu yazınızda, Allah daim etsin.

Teşekkür ederim, Allah razı olsun.

Selam ve sevgi ile...

Yorum yaz

Yorumunuz editör onayından sonra yayımlanır.

Bu sitede yalnızca sitenin çalışması için gerekli çerezler kullanılır. Ölçümleme çerezleri için onayınızı isteriz. Ayrıntı: Çerez Politikası ve KVKK Aydınlatma Metni.