İçeriğe geç
15 Ağustos 2026, Cumartesi
ALİ ŞERİATİ Bir Şehid, Bir Şahid
HAKKINDA YAZILAN MAKALELER [TÜRKÇE]

Şeriatî'nin Öze Dönüş Çağrısı

Ali Şeriati "Hangi öze dönelim?" diye sorar ve sıralar; "1- Eğer "ırksal" (Ari/Fars) özümüze dönersek bu faşizm, nasyonalizm, rasizm gibi ulusal ve ırksal cahiliyete düçar olacağımızdan bu dönüş gerici bir dönüş olacaktır. 2- Eğer "geleneksel dini" (İslâm/Şia) özümüze dönersek bu zaten çöküşün, gelenekçiliğin, cehalet…

Yazan İhsan ELİAÇIK· 2 Aralık 2008 · 1 dk okuma · 17.130 okunma
Normal

Ali Şeriati "Hangi öze dönelim?" diye sorar ve sıralar; "1- Eğer "ırksal" (Ari/Fars) özümüze dönersek bu faşizm, nasyonalizm, rasizm gibi ulusal ve ırksal cahiliyete düçar olacağımızdan bu dönüş gerici bir dönüş olacaktır. 2- Eğer "geleneksel dini" (İslâm/Şia) özümüze dönersek bu zaten çöküşün, gelenekçiliğin, cehaletin, gericiliğin, şahsa tapıcılığın, tekrarcılığın ana sebebi değil midir?" (Öze Dönüş; s. 40-41)

O halde hangi öze dönülecektir? Hangi dine, hangi mezhebe ve hangi Şia'ya? Ali Şeriati'nin kastettiği "öz" kendi tabiriyle "diri ve yaşayan bir öz"dür. Bir cümlede özetlersek diyor Ali Şeriati "Dayanağımız, İslâmi kültürümüzdür ve bu kültürel öze dönüş de şiarımız olmalıdır." Çünkü Şeriati'ye göre bütün özlerden bize en yakın olan öz budur. Şu anda yaşayan, toplumun bünyesinde bir ruh, bir hayat ve iman olarak yaşayan medeniyet ve kültür budur. Bu toplumda bir şeyler yapmak isteyen aydına hayat ve dinamizm verecek olan öz budur.

Fakat hangi İslâmi özdür bu? Şeriati'ye göre İslâm varolan haliyle çöküşün, gelenekçiliğin, cehaletin, gericiliğin, şahsa tapıcılığın, tekrarcılığın ana sebebi haline getirilmiştir. Oysa hakiki İslâmi öz irfan, edebiyat, astronomi ve matematiksel bilimler ve askeri alanlarda yetişen yetenek ve dehalarla dünyada kabul gören bir kültürel özdür. Ve öyle kültürel bir öz ki rönesans geçirmiş bir Avrupalı'ya karşı "Ben büyük İslâm kültürüne mensubum" diyebileceğimiz bir özdür.

Ali Şeriati, görkemli geçmişe sahip bir uygarlığın mirasçısı olduğunun farkındadır. Tıpkı İkbal gibi "Ey doğu milletleri! Şimdi ne yapmalıyız?" veya Mehmet Akif gibi "Nerede İbni Rüşd, hani Gazzali görelim?", veya Necip Fazıl gibi "Nerede ardından çil çil altınlar serpen ordu, cömert Nil, yeşil Tuna?" diye kendi kendine sormakta, adeta bunun acısıyla kıvranmaktadır; "Bunlar, bu adamlar, bu görüntüler, bu simalar, bu medeni kişilikler, bu doğurgan ve üretken yetenekler, bende ve benim medeniyetimde yaşıyor..."

Ali Şeriati böylesi bir durum karşında suçu "batılılara" yükleyerek işin içinden kolayca sıyrılma kolaycılığına kaçmaz. Tam bir yenilikçi edasıyla önce "içeriyi" sorgulayarak işe başlar: Şu an ki yaşanan din, sorunları, idealleri, düşünceleri çok öncelere, oradan ölüme ve ölüm sonrasına aktaran ve "bu dünyayla" hiç bir işi olmayan bir dindir... Böyle bir dinde insanların tüm işi ahirete yönelmektir. Bu din, ne olgunlukları, ne toplumsal hayatları ve sorumlulukları açısından insanlara, dünyada hiç bir görev duygusu ve sorumluluğu yüklememektedir... Ve öyle bir din ki toplumsal sorumluluk taşıyan her aydın ondan bıkkındır ve ondan kaçmaktadır...

Oysa Şeriati'ye göre İslâm'ı, çöküşün etkenleri olan bilgisiz ve uyuşuk "geleneklerin" tekrarı biçiminden çıkarıp, bilgi veren, ilerici, mücadeleci, uyandırıcı, aydınlatıcı bir "ideoloji" şekline çevirmeliyiz. Çünkü İslâm öze dönmek ve özden başlamak isteyen, ister dinli ister dinsiz aydınlar için, bilgi, bilinç ve sorumluluk verici olmalıdır. Bunun için de toplumda varolan, bizim gerçek insani kişiliğimize ve manevi gerçeklerin derinlerine dayanan, sağlam bir sermaye ve gıdadan beslenen, kendi ayakları üzerinde duran bir "dini öz" yakalamalıyız. Şu halde İslâm'ı toplumsal "gelenek" biçiminden, bir "ideoloji" biçimine, eğitimi yapılan bir "proğram" biçiminden, bizzat bilgi-bilinç-uyanıklık veren bir "iman" biçimine, ahirete yönelik sevap kazanmak için yapılan "ritüel, tören ve gösteriş" biçiminden, insana ölümden önce sorumluluk, hareket ve fedakarlık bağışlayan büyük bir "güç" biçimine sokmak gerekir.

Büyük bir maddeyi patlatan kimliğiyle aydını, toplumuna "aşk ve bilgiyi" geri getirip nesline büyük "Prometeus" mucizesini gerçekleştirecek bir biçim ve çehreye kavuşturmak gerekir. Bu bilgi ve iman ile yüklü mucize açık bir güç olarak ortaya çıkacaktır. Donukluk aniden harekete, cehalet bilgiye dönüşecektir. Şu bir kaç asırlık çöküntü ansızın bir dirilişe, yaşayan bir kıyamete, bir harekete dönüşecektir. Hem böylece aydın , kendi güçlü, yaşayan ve bilgili "özüne" dönerek Batının sömürgeciliğine karşı duracak ve din gücüyle "uyuşturulan" toplumu yeniden din gücüyle "uyandıracak", harekete geçirecektir. Üretken ve anlam yüklü bir insan kitlesi olarak ayakları üstüne dikecektir. Hem kendi kültür, medeniyet ve manevi kişiliğini sürdüren bir nesil oluşacak, hem de Allah'ın nurunu yeryüzüne yansıtan birer "Prometeus" biçiminde bir nesil ortaya çıkacaktır.
Ali Şeriati burada Prometeus'un İslâm'daki karşılığını peygamber olarak görmektedir. Yunan mitolojisinde Prometeus bilgiyi tanrıdan çalarken, İslam'da Allah peygambere eşyanın isimlerini öğretmekte, bilgiyi vahiy olarak bizzat vermekte ve bununla uygarlığın temelini atmaktadır. Şeriati'ye göre Peygamberin yerini ise bugün ona varis olan "aydınlar" yapacaktır. Prometeus mucizesi dediği şey, peygamber varisi aydınların, Allah'ın vahyi ile toplumlarını aydınlatmaları, yeni bir uygarlık için öncülük yapmaları, toplumu bu ilahi bilgilerle harekete geçirmeleridir...

Kaynak: Gerçek Hayat, Sayi: 378

Bu yazıyı paylaş
Okur Katkısı

Yorumlar (6)

İBRAHİM ETHEM 15-02-2008, 16:03

Mevlena figürü ve Ali Şeriati nin yazısının birbiriyle alakası olmadığını göstermek için bir yorum yazmıştım. ancak arkadaşlardan bazıları hoş karşılamamış.
Onlara söyleyeceğim şu : Siz mesnevinin sadece giriş kısmını okuyunuz. Detayları ise Ezop Masallarından farklı değil. Diyorki 'mevlananız'
- bu kitap hakikatin özünün özünün özüdür.
HAŞA. Bir kulun yazdığı kitap haikatın özünün özünün özü olabilir mi ?
Ey muslümanlar !! Akıllarınızı başkalarına kirayamı verdiniz ?
Hiç akletmiyomusunuz ? Oysaki kuran ı kerimde kaç yerde diyor ki --Hiç akletmez misiniz? Hiç düşünmez misiz?
Saftirik müslümanlığı çöpe atma zamanı gelmedi mi ?
selamlar

Bülent Şahin Erdeğer 13-02-2008, 16:32

Yazıyla resmin bağlantısını ben de kuramadım. Üstad Şeriati Celaleddin Ruminin düşüncesini tamamen sahiplenmemektedir. Ancak toptan bir reddiye içerisinde de değildir belki de bu konu özel olarak incelenmeyi beklemektedir. Şeriatinin öze dönüş dediği şey asla "geleneksel islam", "tasavvuf kültürü", "molla islamı" değildir. Onun eserlerinde "öz" Kur'an merkezli din algısıdır. Bu algı doğu bilincini korur ve kör bir tekfirciliğe de karşıdır. Bu sebeple gerek batı gerek doğu kültüründeki tüm birikimden faydalanır. Bu sebeple hristiyanlıktan şiiliğe tasavvufa yunan mitolojisinden zerdüştlüğe budizme kadar pek çok argüman bulabiliriz Şeriati düşüncesinde ama tüm argümanlar Kur'an ve Sünnet merkezinde yeniden şekillendirilmişlerdir.

ciwan 13-02-2008, 15:58

MEVLANA gibi bir dehayı,bir aşk üstadını acımamsızca yermek dünyanın yaratılama gayesi olan AŞKtan hiç nasiplenmemin ispatıdır..
O BİR MERDİVENDİ GÖĞE DAYANMIŞTI..
ALLAH LUTFETTİ BİZDE TIRMANIYORUZ ONU
UNUTMA Kİ O ÖZGÜRLÜĞE ŞEREF VE HAYSİYET KAZANDIRDI...

ibrahim ethem 12-02-2008, 17:57

ALİ ŞERİATİ yılllar öncesinden biz müslümanlara ışık kaynağı olmaya devam ediyor.
nasılki kuran bizlere hakikatı öğretti. ama daha sonra din adına fetva veren bazı sapıklar bizlerin din anlayışını tarumar etti. bunlardan biriside SİZLERİN resmini koyduğunuz mevlana figurü.
Allah rızası için o resmi kaldırın. bizim dinimize karşı din çıkaranlarla bizlerin işi olamaz...
İbni Teymiyye nin dediği gibi : bunların hepsi sapıklıktır. ve bunları yapanlarda sapıktır.

artu 12-02-2008, 12:42

tebrikler. şu anda tamda ihtiyacımız olan özden bahsedilmiş. Bilim ile uğraşmak Allah'ın ilmini keşfetmektir derim hep. bir metafor dillendirmek gerekirse zaman misvakla diş fırçalama zamanı değildir artık. vesselam kısaca ihtiyacımız olan 1. hareket ve 2. ilim...

ali k 12-02-2008, 12:18

promethe-aydın- peygamber yorumu çok ince ve muhteşem....

Yorum yaz

Yorumunuz editör onayından sonra yayımlanır.

Bu sitede yalnızca sitenin çalışması için gerekli çerezler kullanılır. Ölçümleme çerezleri için onayınızı isteriz. Ayrıntı: Çerez Politikası ve KVKK Aydınlatma Metni.